YILDIZ GÜNÜ MÜ? GÜNEŞ GÜNÜ MÜ? GÜNLERİN HİKÂYESİ

Batı kültüründeki gün isimlerinin gök cisimleriyle alakası vardır. Şark’ta ise gün isimlerinin hayat hikâyeleri çok daha basittir.
6 Temmuz 2020 Pazartesi
6.07.2020

Çocukluğunda “Haftanın günleri yedidir yedi/ Yedidir sayın bakın yedidir yedi” diye başlayan meşhur şarkıyı duymayan yoktur. Sayısını herkes bilir de, günlerin hikâyesini bilen azdır.
Arz, kendi çevresinde 23 saat 56 dakika 4 saniyede döner. Buna yıldız günü derler. Bir de güneş günü vardır ki 4 dakika uzundur. Gel-git tesirleri sebebiyle dünyanın dönme hızı sabit değildir. Bu sebeple gün ufak değişir.
İnsanlar bu gibi zaman unsurlarını, ihtiyaçlarına göre tesbit ve tayin ederler. Gün, itibarî bir şeydir. 24 saat olmak şartıyla, ne zaman başlayıp ne zaman biteceği size kalmıştır.
 

Arapça, Türkçe, Rumca, Fransızca, Ermenice ve Yahudice tertiplenmiş bir Osmanlı takvimi (1911)
İyi Günler
Antik Mısır’da gün, güneşin doğuşuyla başlar; sonraki doğuşuna kadar devam ederdi. Şark’ta gün, güneşin batışıyla başlar; güneşin batışıyla sona erer. Garp kültüründe vaziyet farklıdır. Gün saatle başlar, saatle biter.
Demiryolları yayılınca, bütün dünya için tek bir saat sistemi kabul edildi. Gece saat 12’den ertesi gece saat 12’ye kadar olan zamana takvim günü deniyor. Garplılar öğle 12’den gece 12’ye kadar “iyi akşamlar”; 12’yi geçince “iyi günler” der. 1926’da Türkiye de bu sisteme geçmiştir.
Gün, Türkçe bir kelimedir. Gündüz ve gece olmak üzere iki kısımdır. Arapça’da yevm; Farsça’da ruz kullanılır. Day (tag), Eski Germen dilindedir. Fransızca journée, Latince’den gelir. Yevmiye, ruzname, daily ve journal; günlük demektir.
Haftanın başı
Günler 7 seyyarenin, sırasıyla Ay (Cermence: Moon; Latince: Lune), Merih (Tiwaz/Martis), Merkür (Wodanaz/Mercuri), Jüpiter (Tunraz/Iovis), Venüs (Frige/Veneris), Satürn ve Güneş (Sun/Solis) ile paraleldir.
İngilizce/Almanca ay isimleri bunların Cermencesine göredir: Monday/Montag (Ay’ın günü), Tuesday/Dienstag (Gök tanrısı Tiu’nun günü), Wednesday/Mittwoch (Voden’in/Odin’in günü), Thursday/Donnerstag (Thor’un günü), Friday/Freitag (Odin’in karısı Frigg’in günü), Saturday/Samstag (Satürn’ün günü) ve Sunday/Sonntag (Güneş’in günü).
Fransızca günler ise, bunların Latincedeki mukabillerine göredir: Lundi (Ay’ın günü), Mardi (Mars’ın günü), Mercredi (Merkür’ün günü), Jeudi (Jüpiter’in günü), Vendredi (Venüs’ün günü), Samedi (Satürn’ün günü), Dimanche (Tanrı’nın günü)
Hafta başı Amerika, Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Avustralya, Portekiz, Suudi Arabistan, Yemen, Habeşistan ve Güney Afrika’da Pazar; Orta Doğu’da Cumartesi; Avrupa, Rusya, Batı Afrika ile Arjantin ve Şili gibi bazı Latin Amerika ülkelerinde Pazartesi günüdür.
 

Haftanın günlerini gösteren dairevi şema (X. Asır)
7 seyyare
Babil’de 7 günlük hafta kullanılırdı. Çünki ayın dört safhasının (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) müddetine en yakın olan tam gün sayısı yedidir. Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanırdı.
7 rakamının kozmik ve mistik bir manası da vardır. Eskiden güneş ve ayın da dâhil olduğu seyyarelerin (gezegenlerin) sayısı 7 idi. Gökler 7 kattı. Tabiattaki ana renk kartelası 7’dir. Roma İmparatoru I.Constantinus, 327 yılında haftanın 7 gün olduğuna dair bir ferman çıkardı.
Diriliş günü
Tevrat’ta Allah’ın kâinatı 6 günde yarattığı, yedinci günde de (Sebt=Cumartesi) dinlendiği yazar. Halbuki Allah yorulmaktan münezzehtir. Bu sebeple Yahudiler, Cumartesi günü hiçbir şey yapmazlar.
Hıristiyanlar haftayı böyle 7 gün kabul ettiler; yalnız Hazret-i İsa'nın diriliş hatırasına hürmeten 7. günü değil de 1. günü, yani pazarı “Tanrı Günü” kabul ettiler.
Fransız İhtilalcileri, 1792’de takvimi değiştirdi; bir haftayı 10 güne çıkarttı. Napolyon 1802’de eski hale döndürdü. Rusya’da Bolşevikler 1929'da haftayı 5 güne indirdi; sonra 6 güne çıkardı; nihayet 1940'da 7 günlük haftaya döndü.
Hafta kelimesi Farsça’dır. Heft, 7 demektir. Bunun Arapça’daki muadili olan üsbû da 7 demektir. Week, Germence döngü, hareket manasına wikon’dan gelir.
 

Mitolojik orjinleriyle haftanın günlerini sembolize eden bir bilezik (XIX. Asır)
Sabır ve Fikir
Kur’an-ı kerim de Allah’ın kâinatı 6 günde yarattığını söyler. İbni Cübeyr der ki, doğrusu Allah herşeyi bir anda yaratmaya kâdir iken, altı günde yaratmasının hikmeti, kullarına her şeyi sabır ve teenni ile (düşünerek) yapmalarını öğretmektir. Dolayısıyla İslâm kültüründe de hafta yedi gündür.
Arapçada Ahad (birinci), İsneyn (ikinci), Sülesâ (üçüncü), Erbaa (dördüncü), Hamîs (beşinci), Cuma ve Sebt (yedinci) olmak üzere yedi gündür. Cahiliye devrinde Cuma’nın adı Arûbe idi. Mevlid’de, Cenab-ı Peygamber’in doğumu, “Onikinci gece isneyn gecesi” diye geçer.
Tatil Günü
Haftanın iki gününün ismi Kur’an-ı kerimde geçer. Sebt (cumartesi) günü, birkaç defa zikredilir ve Yahudilere her hangi bir iş yapmanın yasaklandığı anlatılır.
Cuma günü mübarek ve mukaddestir; ama bu günde hiçbir şey yapmamak emredilmiş değildir. Bilakis, Kur’an-ı kerimde mealen, “Cuma namazını kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın” denir.
Osmanlılar, Cuma’yı ve mektepler için ayrıca Perşenbe’yi resmi tatil yapmıştır. Cumhuriyet hükümeti, 27 Mayıs 1935 tarihinde çıkarttığı bir kanunla resmi tatil gününü Cuma’dan Pazar’a aldı.
Farsça’dan ödünç
Osmanlı Türklerindeki gün isimlerinden sadece Cuma, Arapça’dır. Toplanmak demektir. Pazar, Çarşanba (çehar+şenbih) ve Perşenbe (penç+şenbih) Farsça’dır. Pazar, ticaret manasınadır. Cumartesi tatilinden sonra alışveriş başladığı için bu isim verilmiştir.
Farsça’da günler, Yekşenbe, Düşenbe, Seşenbe, Çarşenbe, Pençşenbe, Seşenbe (Cuma) ve Şenbe (Cumartesi) gelir. Çar, dört; penç, beş demektir; Şenbe’den sonraki 4 ve 5.günü ifade eder.
Çerçeve (çar+çube=4 çubuk), çarşı (çar+şu=4 yol ağzı), çardak (çar+dak=4 kubbe), çarmıh (çar+mıh=4 çivi) veya pençe hep bu rakamlarla alakalıdır. Tavlada altıya kadar sayabilenler için bunu bilmek kolaydır.
Cumartesi, Arapça-Türkçe; Pazartesi ise Farsça-Türkçe’dir. Salı, Arapça sülesâ’dan veya eski Türkçedeki salığ’dan gelir. Salığ, salmak fiilindendir ve serbest gün, tatil demektir.
Yeni devirde aklı evvel dilcilerden biri Hasan Âli’ye bunların yerine şunların uydurulmasını teklif etmişti: Gezgün (Pazar), Öngün, İşgün, Güçgün, Koşgün, Yorgün ve Bitgün. Ama kabul görmedi.