BANKA KREDİLERİNE OSMANLI MUAMELESİ

Yerli sermayeli ilk banka Emniyet Sandığı adı altında 1863’te Midhat Paşa’nın teşebbüsü ile kuruldu. Ancak şer’î hukuka göre faizli muameleler meşru değildi. Bu sebeple “muamele satışı” denilen bir usul ile borç alma işlemleri akde bağlanırdı.
13 Ağustos 2008 Çarşamba

TIMARLI SİPAHİDEN KÖY AĞASINA

Eskiden toprak ile ordu arasında mühim bir irtibat vardı. Toprak gelirleri askerlere tahsis edilirdi. Böylece hükûmet, askerî harcamaların çoğunu dolaylı yoldan karşılardı. Bu, hem vergi toplama masrafını azaltır; hem de “ordunun özelleştirilmesi” gibi bir vaziyet doğururdu.
6 Ağustos 2008 Çarşamba

YAYA KALDIN TATAR AĞASI

Osmanlıları üç kıtada altı asır yaşatan âmillerden birisi de süratli ve muntazam bir haberleşme usulüne sahip oluşudur. Posta tatarları, imparatorluğun bir ucundan öteki ucuna yılmadan haber ulaştırır, yol boyu menzillerde at değiştirir; bulamazsa valinin ahırından bile at çekip alabilirdi.
30 Temmuz 2008 Çarşamba

KIRILMA NOKTASI: İKİNCİ MEŞRUTİYET

Bundan tam 100 yıl önce bugün, saray meşrutiyet ilanına mecbur edilmişti. Meclis toplanmış, 23 Temmuz hürriyet bayramı günü olmuştu. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’nde rejim değişti. İktidar, ordu ile bürokrasiye geçti.
23 Temmuz 2008 Çarşamba

ESNAF OLMAK KOLAY DEĞİLDİ

Vaktiyle her isteyen dükkân açamazdı. Her şehirdeki esnafın sayısı mahduttu. Çıraklıktan yetişip, kalfa ve usta olmadan dükkân açmak hayaldi. Osmanlı cemiyetinde esnafın mühim ve itibarlı bir mevkii vardı. Esnaf ve sanatkârlar, icabında cemiyete yön verebilen bir baskı grubuydu.
16 Temmuz 2008 Çarşamba

MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR!

Eskiden herkesin sanatkârâne yapılmış bir mührü vardı. Altında mühür bulunmayan yazı itibar görmezdi.
9 Temmuz 2008 Çarşamba

AVRUPA'NIN KARTAL YUVASINDA YAŞAYAN HALKI: ŞKİPETARLAR...

Kosova’nın istiklali ile ikinci bir Arnavud devleti kurulmuş oldu. Avrupa’nın bu 4. Müslüman ülkesinin anayasası da yürürlüğe girdi ama Sırpların itirazı hâlâ sürüyor
2 Temmuz 2008 Çarşamba

YAVUZ SULTAN SELİM'İN KÜPESİ

Zamanın en güçlü devletlerinden biri olan Venedik’in sefiri Antonio Iustiniani bir defasında Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna çıkacaktı. Vezirler elçiyi etkilemek bakımından padişahın ihtişamlı giyinmesini istiyordu.
18 Haziran 2008 Çarşamba

PADİŞAHLAR NİÇİN HACCA GİTMEDİ?

Osmanlı Padişahları, aynı zamanda müslümanların halifesi oldukları halde, hacca gitmediler. Bunun elbette bir sebebi vardır. Nitekim Sultan Genç Osman hacca gitmeye kalktı da, başına neler geldi...
11 Haziran 2008 Çarşamba

ASIRLARDIR HUZURA HASRET BİR DİYAR: LÜBNAN

Lübnan, gerek coğrafyası, gerek etnik yapısı ve gerekse idare tarzı itibariyle şüphesiz Orta Doğu’nun en enteresan ülkelerinden biridir. Bu sebeple asırlardır dünya gündeminden bir an olsun inmiş değildir. Bu haliyle de ineceği yoktur.
4 Haziran 2008 Çarşamba

AĞLAMA DUVARI

Milâdın 66. yılında Romalı kumandan Titus, Kudüs’ü tamamen yakıp yıktı. Şehri viraneye çevirdi. Bu arada Beyt-i Makdis de yandı. Sadece Ağlama Duvarı diye bilinen batı duvarı kaldı.
1 Haziran 2008 Pazar

SULTAN FATİH ROMA’YI DA FETHETSEYDİ...

Fatih, tarihte emsaline rastlanmayan meziyetlere sahip büyük bir hükümdardı. İtalya bile birliğini kurmak için onun ordularının yolunu gözlemişti.
28 Mayıs 2008 Çarşamba

KRALİÇE'NİN TÜRKİYE ZİYARETİNDEKİ DERİN MÂNÂ

İngiltere’nin Türkiye’yi dünya siyasetinde önemli bir pozisyona doğru ittiği açıkça görülüyor. Ancak bunu, kaşımız gözümüz için yapmıyor...
21 Mayıs 2008 Çarşamba

MEKTEPLER OLMASAYDI...

Maarif Nâzırı Haşim Paşa boşuna dememiş: “Şu mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim” diye. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın işi daha da zor...
21 Mayıs 2008 Çarşamba

DÖRDÜ İSKAMBİLDE BİRİ İNGİLTERE’DE

Mısır meliki Faruk yıllar önce isabetli bir tahminde bulunmuş: “Bir zaman gelir, dünyada beş kral kalır. Dördü iskambil kâğıtlarında; diğeri İngiltere’de!”
14 Mayıs 2008 Çarşamba

İNGİLİZ BAKANIN TÜRKİYE'DEKİ KÖKLERİ-ALİ KEMAL BEY'İN ACIKLI SONU

İngiltere dışişleri bakanı Boris Johnson, yakın tarihimizdeki meşhur bir Türk şahsiyetin torunudur. Bu akrabalık bağının hikâyesi oldukça hazindir...
7 Mayıs 2008 Çarşamba

VAKIFLARA PADİŞAH BİLE EL KOYAMAZ

Ders kitaplarına bile girmiş bir iddia var: Güya Sultan Fatih, bazı vakıflara el koymuş. Bunları devlet hazinesine zapt etmiş. Hatta bunu padişahların gerektiğinde şer’î hukuka uymadıklarına delil gösteriyorlar. Halbuki devlet, vakıflara el koyamaz. Hususi mülkiyete ilişemez.
30 Nisan 2008 Çarşamba

OSMANLI SİGORTACILARI: DERBENTÇİLER

Osmanlı yollarında soygunculuk, hele cana ve ırza tecavüz işitilmemiş bir şeydi. Bu yolları korumak, derbentçiler için şeref meselesi idi.
23 Nisan 2008 Çarşamba

NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!

Hastanelerin masrafları zengin vakıflar tarafından karşılanırdı. Burada halka bedava bakılır; fakirlerin ilaçları da bedava verilirdi.
16 Nisan 2008 Çarşamba

SARKOZY'NİN DEDELERİ OSMANLI VATANDAŞIYDI

Sarkozy, her gün yeni bir gündem oluşturmayı biliyor. Soyu da başka bir âlem. Dedelerinin izlerini, Osmanlı ülkesinde bulduk. İmparatorluklar dağılınca, enkaz taşlarının nereye sıçrayacağı belli olmuyor.
9 Nisan 2008 Çarşamba

5000 YILLIK TÜRK BAYRAMI MI?

Anlaşılamayan bir şey var: Nevruz, 5000 yıllık bir Türk bayramı imiş. Altay dağlarının en soğuk zamanlarında, bu nasıl bahar bayramı!
2 Nisan 2008 Çarşamba

ÇANAKKALE GEÇİLSEYDİ...

Çanakkale Boğazı, 1918 değil de 1915 yılında geçilseydi tarihin seyri tamamen değişebilirdi. Çanakkale’nin geçilmesi durumunda neler olacağını tahmin etmek enteresan olduğu kadar zor ve riskli.
23 Mart 2008 Pazar

KATİLİ KİM AFFETSİN?

Suçluyu affetmek iyi de, mağdurun hakkını da korumak lâzım. Aksi takdirde cemiyette nizam bozulur. Devlete itimad kalmaz. Ferdî düşmanlıklar başlar.
16 Mart 2008 Pazar

ROMANYA MÜFTÜSÜ ABDULLAH GÜL’DEN NE İSTEDİ

Cumhurbaşkanı Gül’ün Bükreş ziyaretiyle ortaya çıkan gerçek
9 Mart 2008 Pazar

EKÜMENİKLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Başbakan Tayyib Beyin, “Ekümeniklik, Ortodoksların bir iç meselesidir” sözü gündeme düştü. Şimdiye kadar telaffuz edilmeyen böyle bir sözün, devletin en salâhiyetdar ağzı tarafından söylenmesi kayda değerdir. Bu iç ve dış siyasetteki zihniyet değişikliğinin mühim bir tezahürü olarak değerlendirilebilir. Şu kadar ki bazı çevrelerce millî hassasiyet olarak görülüp karşı çıkılan ekümenikliği çok kimsenin bildiği de söylenemez.

KUR’AN-I KERÎMİN ÇEŞİTLİ KIRAATLERİ

Hazret-i Peygamber'in vefatında Sahâbe-i kirâmdan haylisi Kur'an-ı kerîmin tamamını ezbere bilmekteydi. Hazret-i Peygamberin vefatından sonra Hazret-i Ebû Bekr'in hilâfeti zamanında mürtedlerle yapılan Yemâme harbinde Kur'an-ı kerîmi ezbere bilenlerden (o zamanki ismiyle kâri') yetmişi şehid olunca, Hazret-i Ömer endişelenerek Kur'anın toplanması için halîfeye mürâcaat etmiştir.

YARGI REFORMU.. AMA NASIL?

AKP’nin iktidara gelişinden sonra, yaptığı demokratik ve liberal vurgular, samimi Avrupa Birliği taraftarlığı, çok kimseleri siyasî sistemde esaslı bir reform yapılacağı ümidine sevketti. Ancak ilk seçim devresinde bu hususta çok ciddî bir ilerleme kaydedilemedi. Bunu, hükümetin, o zamanki cumhurbaşkanının muhtemel muhalefetinden çekindiği için böyle davrandığı şeklinde izah edenler oldu. Maamafih bu yolda bir reformu cumhurbaşkanı ancak geciktirebilir; ama engelleyemezdi. Hele referandum yoluyla kabul edilseydi, itiraza da pek mahal kalmazdı. Bu sefer bütün ümitler cumhurbaşkanının da değiştiği yeni seçim devresinde toplandı. Ama hâlâ bir belirsizlik mevcut. Bizim bilmediğimiz bir sebep varsa, orasına aklımız ermez.

TARİHİMİZDE KÖLELİK

Kölelik insanlardan bir kısmının diğer bir kısmına muayyen bazı sebeblerle hizmet etmesidir. Tarihin en eski devirlerinden beri devam edegelmiş bulunan kölelik, kuvvetlinin kuvvetsize hükmetmesinden doğmuştur.

KONYA HUKUK MEKTEBİ ve Osmanlılarda Hukuk Öğrenimi

Eski maarif sistemimizde hukuk öğrenimine büyük bir önem verilmiştir. Nitekim bu sistemin belkemiğini oluşturan medreselerde en başta gelen derslerden biri fıkıh, yani hukuk dersi idi. Medreselerde ekseri ihtisaslaşma bahis konusuydu. Sözgelişi, Konya'daki pekçok medreseden biri olan İnceminareli Medrese dârü'lhadis olarak kurulmuştu ve burada hadis öğrenimi yapılırdı. Sırçalı Medrese diye de bilinen Muslihiyye Medresesi'nde ise fıkıh öğrenimi önde gelirdi.

Akim Kalan Bir Teşebbüs: OSMANLI AİLE KANUNU

Osmanlı Aile Kanunu, bir başka deyişle Hukuk-u Aile Kararnâmesi, Osmanlı Devleti'nde Tanzimat sonrasında görülen kanunlaştırma hareketlerinden biri ve bu devirde hazırlanan kanunlar zincirinin hemen hemen son halkasıdır. Adından da anlaşılacağı gibi, İslam aile hukukuna dair hükümler taşımaktadır.