Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
YER İSİMLERİNİ KİM, NİYE DEĞİŞTİRİR?

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Son asırda Anadolu’da binlerce yer adı yabancı dilden olduğu bahanesiyle değiştirilmiştir. İşin garibi bunlardan büyük kısmı Türkçe olduğu gibi; Türkçe olmayan çok sayıda yer ismi de değiştirilmeden kalmıştır.

Türkler, yerleştikleri veya fethettikleri yeri vatan edinmişler; buradaki mahallî kültüre saygı gösterdikleri gibi, yer isimlerini de pek kafaya takmamışlardır. Pek çok yerin orjinal ismi muhafaza edilmiş; ancak mahallî fonetiğe uydurulmuştur. Mesela Angora, Engürü; Konstantinopolis, İstanbul; Kotyora, Ordu; Pontokeia, Tokat; Laodikya, Lâdik; Hierapolis, Hayrabolu; Skutaryon, Üsküdar olmuştur.

Kral isimli şehirler

İnsanlar bir yere isim taktıktan sonra, o isim, o yerden müstakil olur. İsmin ihtiva ettiği mana ile o yer arasında bazen hiç irtibat kalmaz. Türkmen köyünde artık Türkmen bulunmayabilir; Düziçi, dağlık bir yer olabilir. Taksim’in, vaktiyle şehre gelen suların taksim edildiği yer olduğunu; 4 asır evvel şehzâdelerin sünnet düğününde kandiller yakıldığı için Kandilli’ye bu ismin verildiğini kimse hatırlamaz.

Bazen de kelime o kadar farklılaşır ki, adeta yepyeni bir isim olur. Yani yer adları da lisan gibi canlıdır ve uzun ömürlüdür. Anadolu’da 3 bin yıldır yaşayan isimler vardır. Meliddu (Malatya), Zigirtu (Siirt), Asur; Adinia (Adana), Kemah, Sehariya (Sakarya), Tarşa (Tarsus), Hitit kaynaklarına geçer. Sonu –sun ile biten (Ağlasun, Giresun, Samsun) ve –ende ile biten (Larende, Darende) gibi yer isimleri de Yunanlılardan bile eskidir.

Bazı şehir isimleri antik hükümdarlardan kalmadır: Antioxeia (Antakya), Seleukeia (Silifke), Attaleia (Antalya), Amastris (Amasra), Samosata (Samsat), Nikomedia (İzmit), Arxelaida (Erkilet), Prousa (Bursa), Hadrianupolis (Edirne), Sebasteia (Sivas), Kaisaria (Kayseri), Neokaisaria (Niksar), Germanikopolis (Ermenek), Klaudiopolis (Bolu). Son 6’sı Roma imparatorudur.


Ereğli->Erikli

Memleketimizde yer isimlerinin bir kültür problemi olarak görülüp değiştirilmesi, İttihatçılar devrine rastlar. Balkan Harbi esnasında Trakya, Batı Anadolu, Erdek gibi beldelerde Rumca ve Bulgarca yer isimleri değiştirilmiştir. Sonra pilot mıntıka seçilen ve nüfusunun çok azı Rum olan Rize’de 224 yer adından, 207’si değiştirilmiştir. Sıra Vakfıkebir’e gelmiş; ama operasyon bitmeden hükümet düşmüştür.

Enver Paşa’nın 5/I/1916 tarihli tamimiyle, “Memâlik-i Osmaniyye’de Ermenice, Rumca ve Bulgarca, hâsılı İslâm olmayan milletler lisanıyla yadedilen vilâyet, sancak, kasaba, köy, dağ, nehir vs cümlesinin isimlerinin Türkçe’ye tahvili” emredilmiştir. Yeni konacak isimler, “şanlı askerî zaferlere;  vefat etmiş memleket büyüklerine; beldenin mahsulü, sanayisi ve ticaretine, coğrafî mevkiine ait” olmalıdır. Bu mümkün olmazsa, mesela Ereğli’ye Erikli, Gelibolu’ya Velibolu denecektir.

Elaziz->Elazığ

Bu resmî politika, cumhuriyetten sonra da tam gazla devam etmiş; hükümetin gözüne batan isimler değiştirilmiştir. Bunların başında Ertuğrul, Mahmudiye, Mecidiye, Aziziye, Elaziz, Reşadiye gibi Osmanlıları hatırlatan isimler gelir. Bu arada Tekfurdağ, Tekirdağ; Kırkkilise, Kırklareli; Karakilise, Karaköse (sonra Ağrı), Karahisarısahib, Afyonkarahisar; Kengırı, Çankırı; Diyarıbekir, Diyarbakır olmuş; 1925’te Artvin’deki (Livâne) Gürcüce yer adları kâmilen değiştirilmiştir.

Vilâyetin ismiyle, merkezinin ismi aynı olmayabilir: Çoruh (Artvin), Lazistan (Rize), Karesi (Balıkesir), Ertuğrul (Bilecik), Hüdâvendigâr (Bursa),  Cebelibereket (Osmaniye), Saruhan (Manisa), Menteşe (Muğla), Canik (Samsun), Bozok (Yozgat), Hamideli (Isparta) gibi. 1926’da vilâyet isimleri kaldırılarak merkezin ismi bırakıldı. İçel (Mersin), Kocaeli (İzmit); Sakarya (Adapazarı) hâlâ eskisi gibi.

1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı’na köy adlarını değiştirme salahiyeti tanıdı. İl, ilçe ve belde isimlerinin değiştirilmesi ise kanunla olabilecekti. 1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanunu, belde isimlerini değiştirmeyi Bakanlar Kurulu’na tanımışken, 2005’de bu salahiyet de İçişleri Bakanlığı’na verildi. Bu işler, 1949 tarihli ve 8589 sayılı İçişleri Bakanlığı tamimi ile yürütüldü.

1960 yılında, bütün memlekete şâmil olmak üzere köy isimlerinin çoğu değiştirilmiştir. Hükümet, eski isimlerin kullanılmasını şiddetle men ve takip etmiştir. İsmi değişen yerlerin ekserinin, Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz’de oluşu dikkat çekicidir.

Liste başında, yer adlarının %92’si değiştirilen Şırnak gelir. Diğerleri şöyle sıralanır: Siirt %89, Artvin %88, Hakkâri %86, Batman, Bitlis %84, Mardin %81, Muş, Bayburt %80, Rize %79, Trabzon %78, Diyarbakır %77, Van %76, Bingöl %75, Tunceli %73, Adıyaman %69, Elazığ, Ağrı %66, Erzincan %65, Erzurum %63…


16 bin isim değiştirildi

Bu devrede 41.036 yer adından, 15.585 tanesi, yani %36,5’u değiştirilmiştir. Bunların çoğu Rumca, Kürtçe ve Ermenicedir. Arapça, Süryanice, Gürcüce ve Lazca olanlar da değiştirilmiştir. Yeni konan isimler, köksüz ve ruhsuzdur: Ayranpınar, Doğanyayla, Alaçayır, Şirince, Öztürk vs.

Mevzuat tuhaf olduğu için, Türkçe menşeli olmayan 300 kadar yer ismi kalmıştır. 1960’ta 67 vilâyetten 18 tanesinin; 620 kazâdan da 380 kadarının (%57) adı Türkçe menşeliydi. Geri kalan 49 vilâyet ve 240 kadar kazânın ismi Türkçe değildir.

Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bartın, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çankırı, Edirne, Giresun, Isparta, İstanbul, İzmir, İzmit, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat ve Trabzon, Yunanca’dan; Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Kars, Muş ve Van, Ermenice’den; Antep, Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Kilis, Malatya, Maraş, Mardin, Siirt ve Urfa, Arapça ve Süryanice’den; Ardahan ve Artvin, Gürcüce’den, Dersim, Şırnak ve Nevşehir, Farsça’dan; Hakkâri, Kürtçe; Batman, Farsça veya Türkçe’den gelir.

Şimdi 81 vilâyetten 28 tanesinin ismi Türkçedir: (Adapazarı), Adıyaman, Afyon, Aksaray, Aydın, Bingöl, Çanakkale, Çorum, Denizli, Düzce, Eskişehir, Gümüşhane, Iğdır, İçel, Karabük, Karaman,  Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Osmaniye, Tekirdağ, Tunceli, Uşak, Yalova, Yozgat ve Zonguldak. Arapça, Farsça ve Türkçe üç kelimenin saçma şekilde bir araya gelmesiyle teşekkül eden Diyarbakır gibi, Elazığ ve Hatay da manasızdır. Elazığ, Sultan Aziz’in kurduğu Elaziz’e naziredir.

İdeolojik kaygılar

İl, ilçe ve belde adları dışında 1000’e yakın yer adı (Mürefte, Ayder, Küşne vs.) menşei bilinmediği veya ecnebi lisanda olduğu halde, Yer Adları Komisyonu tarafından nedense değiştirilmeden bırakılmıştır. Tek Türk yaşamayan bazı köylere Kayı, Kınık, Peçenek gibi Oğuz boylarının isimleri verilmiştir.

Buna mukabil 2500 tane yer adı Türkçe olduğu halde değiştirilmiştir. Bunların başında ideolojik kaygılarla değişenler gelir. Aziziye, Mecidiye, Mahmudiye, Reşadiye gibi padişahları hatırlatan; içinde Rum, Ermeni, Kürt, Arap gibi ayrı Türk bir ırkın ismi veya tekke, kilise, manastır gibi dinî tabirler geçenler değiştirilmiştir. 

Avrateli, Çirkince, Harami, Kulaksız, Şeytanabad, Oğlanyusuf gibi menfi manalı isimler de furyaya dâhil edilmiştir. Ahır, kom, ağıl, mezra, çiftlik, palanga bulunan isimler, feodal maziyi silmek için olsa gerek, değiştirilmiştir.

Esirgâh, Melikşerif, Ekrek gibi Türkçe nice köy isimleri, başka dilde zannedilmiş olsa gerek ki, değiştirilmiştir. Bu furya ile belediyeler de sokak, cadde, meydan isimlerini sık sık değiştirip, insanları şaşırtmaktadır. Mamafih 5 yüzyıllık Bayezid Meydanı’nın isminin 1960’dan sonra Hürriyet Meydanı diye değiştirildiğini kimse bilmez.

Potemyalıyız

Avşa, Bafa, Ağırnas gibi 110 kadar köy ismi 1980’lerden sonra iade edilmiştir. İşin garibi bunlardan sadece 3’ü Güneydoğu’dadır: Gayda, Harran ve Edremit (Van). Son yıllarda Norşin adı iade edilmiştir. Halkın çoğu, değiştirilen yer adlarını çeşitli sebeplerle kabullenemediği için, eski isimleri kullanmaya devam etmiştir. Ancak Bulgaristan ve sair memleketlerde totaliter hükümetler, Türklerden kalan isimleri değiştirirken gösterilen reaksiyon, içeride gösterilmiş değildir.

Reisicumhur Abdullah Gül, 2009’da Bitlis’in Güroymak kazasını ziyaretinde kasabanın eski ismi Norşin’i kullanmış; aynı sene başvekil Tayyib Erdoğan da memleketi Güneysu’nun eski ismini kullanarak “Potemyalıyız ezelden” demiştir. Bu jestler, nedense pek bir ses getirmemiştir.

1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, kültür mirasını muhafaza altına almış ve ihlalini cezalara bağlamıştır. Türkiye’nin 2006’da imzaladığı 2003 tarihli UNESCO Kültürel Mirası Koruma Mukavelesi’nin, ismen zikretmese de mahallî yer adlarını da kültürel pratiklerden sayarak koruduğu açıktır. Şu halde memleketin tarihi ile irtibatı temin eden eski yer isimlerinin iadesi en münasip şey olacaktır.

 


 Önceki Yazılar
18.11.2019 - TAŞIDIĞIMIZ İSİMLERİN HİKÂYESİ

11.11.2019 - GALİBİYETE BENZER MAĞLUBİYET: İNEBAHTI DENİZ MUHAREBESİ

04.11.2019 - AH ŞU GENÇLER…

28.10.2019 - ANADOLU İRFANINI YOĞURAN AHMED YESEVÎ BABA

26.10.2019 - HÜSEYN HİLMİ IŞIK EFENDİ’NİN MANEVÎ MİRASI

21.10.2019 - SÜRGÜNDE ESKİ TEŞRİFAT: NÂİLE SULTAN

14.10.2019 - KAYNAYAN KAZAN SURİYE

07.10.2019 - ORTADOĞU’YU YAKAN ATEŞ LÜBNAN’DA BAŞLAMIŞTI

30.09.2019 - İSVİÇRE NEDEN HİÇ İŞGAL GÖRMEDİ?

23.09.2019 - BATI TRAKYA NASIL ELDEN ÇIKTI?

Diğer makaleler için tıklayınız...