Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
DALMAÇYA’DA BİR OSMANLI İSTİHBARAT MERKEZİ DUBROVNİK

21 Ocak 2009 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!

Adriyatik sahilinde bugün Hırvatistan’a ait şirin bir şehir vardır. Her sene turistlerin akın ettiği bu şehre İtalyanlar Ragusa, Hırvatlar Dubrovnik diyorlar. Dubrava, Slavca meşe korusu demektir. Burası asırlarca Osmanlı Devleti’nin mümtaz bir eyaleti idi. Asırlar önce Ragusa adası ile Dubrava (meşelik) arasındaki bataklık kurutularak teşekkül eden Dubrovnik’e 7. asırda Avarlardan kaçan Romalılar yerleşti. Daha sonra Slav mülteciler geldi. Bugün 70 bin kişinin yaşadığı şehir, dağ eteklerinden denize uzanmış bir burunda yer alır. Surlarıyla övünürler. Motorlu vasıta sokulmayan şehrin mimarisi sekiz asırdır hiç değişmemiştir. Meyve bahçeleri ve her sene düzenlenen sanat faaliyetleri ile ecnebilerin çok alâkasını çeker.

Ceza olarak vergiye zam

Resmî adıyla Communita di Ragusi, Dalmaçya sahilinde ticarette öne çıkmış yüzeli millik arazisi olan küçük bir knezlik (beylik) idi. Slavlarda, müstakil prens veya dükalarına knez denirdi. Zaman zaman Venedik ve Bizans arasında el değiştiren şehir devleti, daha Sultan Murad Hüdâvendigâr zamanında 1365 yılında Osmanlı hâkimiyetini tanımıştı. Daha önceleri Sırp Kralı’na vergi verirlerdi. Bu krallık parçalanınca Hersek Dükası bu vergiyi almak üzere şehre saldırınca, karşısında Osmanlıları buldu. Osmanlılar, düşman olan Venedik’ten ayırmak üzere buraya Dobrovenedik (=İyi Venedik) dediler.

Şehir tüccarına Osmanlı şehirlerinde ticaret serbestisi verildi. Ayrıca şehir Slavlara ve Bizans’a karşı korunması taahhüt edildi. Karşılığında Osmanlı hazinesine senelik 500 düka altını ödeyecekti. Önceleri çok fakirdi. Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra Venedik mallarının geçiş yeri hâline gelerek çok zenginleşti. 1444 Varna Muharebesi’nde tazyike dayanamayıp Haçlılara kadırga verdiği için ceza olarak vergisi arttırılıp 1000 dükaya çıkarıldı. 1478 tarihli bir fermanla şehir tüccarından gümrük alınmayacağı ve şehrin senelik 12.500 düka vergi ödeyeceği bildirildi.

Seçimle gelen prens

Osmanlılar, beyliğin idaresine karışmadılar. Şehri, 12 kişilik bir meclis idare eder; knezleri, bu meclis kendi arasından seçerdi. XVII. asır sonlarında İstanbul’daki İngiliz sefaret heyetinde bulunan Ricaut’nun anlattığına göre, Dobrovenedik’te idareci seçimleri çok enteresandır: “Bu seçimler dünyada benzeri olmayacak kadar itimatsızlık üzerine kurulmuştur. Knez bir aylığına; diğer yüksek memurlar bir haftalığına seçilir. Kale kumandanı ise her akşam değişir. Senato, önceden haberi olmadan, meselâ sokaktan geçen bir adamı kumandan tayin eder. Gözüne bir mendil bağlanıp, muhafız nezâretinde kaleye getirilir. Hiç kimse o akşam kimin kumandan olacağını bilemez. Bu sayede şehri düşmana teslim etmek üzere tertiplenen komplolar suya düşmeye mahkûmdur”.

İki Dobrovenedik sefiri her sene İstanbul’a gelirdi. Vergi ve hediyeleri takdim ederdi. Padişah tarafından kabul olunup kendilerine hil’at giydirilirdi. (Hil'at, kaftan giydirmek, o devirde şimdiki madalya ve plaket vermenin yerini tutan bir taltif vasıtasıydı.)

Ertesi sene yeni sefir gelene kadar misafir edilirdi. Bu müddet daha sonraları üç seneye çıkarıldı.

Ülkede Osmanlı askeri bulunmazdı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti lehinde istihbarat ve casusluk faaliyetlerinin merkezi idi. Dobrovenedikli tacirler, gezip dolaştıkları Alman, İspanyol ve İtalyan şehirlerinde görüp işittiklerini Osmanlılara muntazaman haber verirdi. Şehrin ticaret ağı, Hindistan, hatta Amerika’ya kadar uzanıyordu.

Hayal olan güzel günler

Dobrovenedik, Osmanlı Devleti ile sadece vergi ödemekten ibaret bir münasebet içinde olduğundan dolayı, aslında mümtaz bir eyâletten çok, tâbi bir memlekete benzer. Ancak ödediği vergi resmen cizyedir. Bu sebeple hukuken Osmanlı eyâletlerinden sayılmıştır.

1808’de Fransızların işgal ettiği şehir, 1815 yılında Avusturya’ya verildi. Osmanlılar zamanında beş asırdır devam eden muhtariyeti derhal kaldırıldı. Sıradan bir şehir hâline getirildi.

1918’de Yugoslavya’ya, yakın zamanda bunun parçalanmasından sonra da Hırvatistan’a düştü. Eski parlak günlerini bir daha ele geçmemek üzere kaybetti. Dubrovnik halkı, hâlâ Osmanlılar zamanında yaşadıkları serbest ve zengin hayatı hasretle yâd eder.

 

Dubrovnik şehrinin arması

 SULTAN FATİH’İN ŞEHRE VERDİĞİ FERMAN

Nişan-ı hümayun ve tuğra-yı meymun hükmü oldur ki:

Şimdiki halde Dobrovenedik kenizi [dükü] ile sipâhileri bana itaat edip, kullarım ve haraçgüzarlarım oldukları sebebden, ellerine bu hükm-i cihan-mütaı verdim ve buyurdum ki, benim vilâyetlerimde öte yakalara ve beri yakalara ve denizde ve kuruda yürüyüp âdet üzre gümrüklerin verdiklerinden sonra, hiç ehad kâniyen min kân [eskiden olduğu gibi hiç kimse] mâni ve dâfi olup medhal kılmaya [karışmaya] ve taarruz değürmiye. Tahriren fi hâmisi aşer Zilhicceti’l-mübâreke sene sitte ve sittîne ve semâne mie [866/10 Eylül 1462]. Be yurd-ı Üsküb.


 Önceki Yazılar
29.06.2020 - İSTANBUL’UN ANAHTARI VE SULTAN VAHİDEDDİN

22.06.2020 - OSMANLI VAKIFLARININ ACILI TASFİYESİ

15.06.2020 - VAKIFLARDA TARİHİ YAĞMA

8.06.2020 - OSMAN GAZİ TÜRBESİNDE BİR YUNAN SUBAYI

1.06.2020 - AYASOFYA KİMİN MESELESİDİR?

25.05.2020 - BUGÜN BAYRAM GÜNÜDÜR, ÂLEM EĞLENİR!

18.05.2020 - Kim demiş Sultan Fatih tefsir bilmezdi diye! - HUZUR DERSLERİ

11.05.2020 - “ŞAH-I CİHAN’A KIYDILAR”

4.05.2020 - SULTAN GENÇ OSMAN’IN HAZİN HİKÂYESİ

27.04.2020 - PEYGAMBERIMİZİN ARKADAŞLARI, GÖKTEKİ YILDIZLAR GİBİDİR

Diğer makaleler için tıklayınız...