Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
ROMANTİK ORTAÇAĞ ŞEHRİ PRAG’DA OSMANLI İZLERİ

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Osmanlılar, Prag’ı fethetmediler. Ama o zamanki adıyla Bohemya, 1,5 asır kadar Osmanlı tacına tâbi vergi ödeyen bir krallıktı.

Orta Avrupa’da Roma gibi 7 tepe üzerine kurulmuş bir şehir var: Her köşesinde yükselen Barok âbideler sebebiyle “Yüz Kuleli Şehir” diye bilinen Prag, Çekya’nın başşehri. Geçen asırda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun önde gelen sanayi ve ticaret şehirlerindendi. Kuzeyi güneyi bağlayan ticaret yolları buradan geçerdi. Orta Avrupa’nın 1348’den kalma en eski üniversitesi de buradadır. İmparator IV.Karl’ın adıyla anılan Karlova Üniversitesi’ne dünyanın her tarafından hoca ve talebeler toplanırdı. Bu sebeple Prag, aynı zamanda bir kültür şehri olmuştur.

Çekya, o zamanki ismiyle Bohemya, bağlı bulunduğu Macar Krallığı, 1526’daki Mohaç Harbi neticesi yıkılınca, Almanya’nın eline geçti.  Alman İmparatoru, Bohemya Kralı sıfatıyla Osmanlı padişahına tâbi olarak vergi öderlerdi. Çek ülkesinin İstanbul’a bağlılığı 1606’ya kadar böyle devam etti.

İmparatorun halkı Katolikliğe zorlaması üzerine, Protestan Çek soyluları 1618’de sarayı basıp İmparator Mathias’ın iki yaverini pencereden hendeğe atarak müstakil bir hükümet kurdular. Böylece 30 Yıl Savaşları diye bilinen meşhur mezhep savaşı başladı. Bu arada Protestan Praglılar, Osmanlı hükümetine 30 bin ekü haraç yollayıp, tekrar İstanbul’a bağlanmak mukabilinde, Katoliklere karşı himaye talep ettiler. Ayrıca Sultan II. Genç Osman’a 1000 altın değerinde yakutlarla süslü bir saat, 3 büyük ayna vs. hediyeler gönderdiler. Padişahın müdahalesi, Almanya’nın mahvıyla neticelenirdi. Ancak kendi iç meseleleri yüzünden Osmanlı hükümeti bu fırsattan istifade edemedi.

  

Prag’a esas karakteristiğini veren ve onu bir turistik cazibe merkezi yapan, mimari mirasıdır. Şehrin her tarafında romanesk, gotik, barok, rokoko, klasik, neoklasik nice eser yükselir. Cihan Harbi’nde iki taraf da kıyamadığı için şehri bombalamadı. Zaten iki taraf arasında pazarlık mevzuu olan ve Nazilerin hissesine düşen Çek ülkesi, hemen teslim olmuştu.

1918’de istiklâlini alan Çekoslovakya’nın başşehri oldu. Nazilerin ilk işgal ettiği yerdir. Bu, II. Cihan Harbi’nin de çıkış sebeplerinden biridir. 1968’de Prag Baharı denen hürriyet hareketi, Kızıl Ordu’nun işgaliyle son buldu; mukavemet gösteren binlerce Çek öldürüldü.

Oksitten yeşillenmiş kuleleriyle Ortaçağ’dan fırlamış bir masal şehrini andıran Prag, gün batımında kızaran kubbeleriyle de ışık oyunları yapan küçük ve romantik bir şehirdir. Her defasında kasvetinden sıkılıp kaçsam da, tekrar gitmekten kendimi alamadığım Prag, kültürüyle adeta Orta Avrupa’nın kalbi sayılıyor. 1 milyonluk şehre yılda 4 milyon turist geliyor.

  

 

 

Prag’ın en meşhur yeri, eski şehir meydanındaki, Horloj. Zavallı Hanuş Usta tarafından yapılan ve 500 senedir işleyen astronomik bir saat bu. Ama sıradan bir saat değil. Saat başı, içinden çıkan figürler bir dakika boyunca hareketli bir geçit resmi yapıyor. Bu sebeple saat başı, önünde bir kalabalık toplanıyor. Bu 4 figürden biri, elinde ayna tutar ve kibri sembolize eder. İkincisi elinde para kesesi tutan açgözlülük sembolü Yahudidir. Osmanlı figürü, şatafatı; iskelet figürü ise ölümü sembolize eder. İskelet elindeki sopayı yere vururken, diğer figürler başını sağa sola sallayarak güya direnirler. Bu esnada bir pencere içindeki 12 havari figürü döner durur. Rivayete göre benzerini yapmasın diye şehir meclisi ustanın gözlerini kör ettirmiş. O da kimse tamir edemeyecek şekilde saatin ayarını bozarak intikam almış. Bu meydanda heykeli bulunan ve bir ara Prag Üniversitesi rektörü olan reform liderlerinden Jan Hus, 1415’te enkizisyon tarafından yakılarak öldürülmüş ve halk bu sebeple Habsburglara karşı ayaklanmıştı.

 

   

Vltava Nehri şehri ikiye ayırır. Astronomik saatin bulunduğu eski şehir meydanından kraliyet sarayına doğru yürürken, Karlovy Köprüsü’nden geçilir. Şehrin sembolü köprü, her zaman ana-baba günü. İki yanında çeşitli hikâyelere sahip 30 heykel dizili. Bunların asılları müzeye kaldırılmış; yerine kopyaları konmuş. En enteresanı Aziz Nepomuk’unki. Kral IV. Wenceslas’ın karısı buna günah çıkartmış. Kral da karısının günahlarını öğrenmek istemiş. Yeminine aykırı davranmayı reddeden papazı kral suya atmış. Suya atıldığı yerde güya bir hâle teşekkül etmiş. Halkın gelip dilek tuttuğu bu heykelin her tarafı el sürülmekten pırıl pırıl olmuş. Bu heykellerden en enteresanı da belinde palası, elinde tesbihi, yanında köpeği ile kaygısızca zindana atılmış Hristiyanları bekleyen yeniçeri heykeli; asırlar öncesinin “Türk Korkusu”nu hatırlatıyor.

 

Köprüden saraya doğru giden yola Altın Yol denir. Burası, tek veya iki katlı evlerin sıralandığı renkli bir sokaktır. Adeta Prag’ın tarihini aksettirir. Saray muhafızları için 16.asırda inşa edilen evlerin çoğu bugün müze veya Bohemya’nın meşhur kristallerinin de satıldığı hediyelik eşya dükkânıdır. Biri de (No: 22), Praglı meşhur yazar Franz Kafka’nın 25 m2’lik evidir.

 

570mx130 m ebadıyla dünyanın en büyük kalesi olan ve çeşitli zamanlardaki ilâveler yüzünden karma karışık mimarî üslûba sahip Prag Kalesi’ndeki Kraliyet Sarayı, bugün cumhurbaşkanlığıdır. Kale içinde inşaı 1344’de başlayıp 1929’da tamamlanan St Vitus Katedrali’nde perilerin gezdiği ve her öğle saatinde sesler geldiği söylenir. Kasvetli ve ürkütücü bir binadır. Dış duvarlarında şeytana benzeyen figürler, aslında su oluğudur. Buradaki bir salonda, Bohemya krallık hazinesi teşhir ediliyor. Ayrıca manastırda yer alan kütüphane, her ilimden nâdir kitaplara ev sahipliği yapıyor. Girişteki ziyaret defterinde kimlerin imzası yok ki: İmparator Napoléon, karısı imparatoriçe Marie-Louise, amiral Lord Nelson, Lady Hamilton vs. 

 


 Önceki Yazılar
09.12.2019 - ANADOLU’DA BÜYÜK YAĞMA

02.12.2019 - OSMANLI DEVLETİ KURULUŞUNDA DA EHL-İ SÜNNETTİ

25.11.2019 - SULTAN VAHİDEDDİN: KAÇIŞ? SÜRGÜN? HİCRET?

18.11.2019 - TAŞIDIĞIMIZ İSİMLERİN HİKÂYESİ

11.11.2019 - GALİBİYETE BENZER MAĞLUBİYET: İNEBAHTI DENİZ MUHAREBESİ

04.11.2019 - AH ŞU GENÇLER…

28.10.2019 - ANADOLU İRFANINI YOĞURAN AHMED YESEVÎ BABA

26.10.2019 - HÜSEYN HİLMİ IŞIK EFENDİ’NİN MANEVÎ MİRASI

21.10.2019 - SÜRGÜNDE ESKİ TEŞRİFAT: NÂİLE SULTAN

14.10.2019 - KAYNAYAN KAZAN SURİYE

Diğer makaleler için tıklayınız...