Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Bir fıkıh kitabında ınân şirketi anlatılırken diyor ki: “Şerîklerin hepsinin veyâ bir kısmının çalışması şart edilirse, sermâyeler ve işleri müsâvî olup, ba’zılarına veyâ ba’zıları çalışıp, çalışanlara fazla nisbetde kâr vermek câiz olduğu gibi, sermâyeler farklı olup, sermâyesi az olanlar çalışıp, kârı müsâvî olarak bölmek câiz olur. Sermâyesi çok olanın çalışmasını şart etmek câiz olmaz ve kâr, sermâyeler nisbetinde bölünür”. Inan şirketinde kâr şartnâmeye göre bölündüğüne ve yalnız sermâyesi çok olanın çalışmasını şart etmek câiz olduğuna göre, “sermâyesi çok olanın çalışmasını şart etmenin câiz olmaması ve kârın sermâyeler nisbetinde bölünmesi” ne demektir?

Cevap;
Inân şirketinde kâr sermâyeye değil, şartnâmeye göre bölünür. Ortaklardan birisi iş yaparsa, sermâyesi az bile olsa kendisine fazla kâr verilebilir. Ancak metindeki bir üst cümleden de anlaşıldığına göre, kâr eşit bölünüyorsa, sermâyesi çok olanın çalışması şart edilemez. Çünki bu karşılıksız bir kazanç olur. Çünki kâr ya sermâye veya müşteriye karşı damânı (mesuliyet) yüklenmenin karşılığıdır. Çalışmışsa, kâr şartnâmeye göre değil, sermayeye göre bölünerek adalet temin edilmiş olur. (İbni Âbidin, Şirket-i Inan bahsi).

10 Temmuz 2011 Pazar

    Geri Dön