Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Namazda rükü’ya eğilirken topukları bitiştirmenin hükmü nedir? Bir web sitesinde buna dair bir suale “Aslında askerlerin hazır ol duruşunu gösteren topukların bitişmesi, kanaatimizce bir sünnet olarak gözükmemektedir. Ayağın sağa-sola hareket ettirilmesi namazdaki huşua aykırı gibi görünmektedir. Bununla beraber, bunu sünnet kabul eden âlimlerin izini takip edenlere de bir şey diyemeyiz” şeklinde cevap verilmiş. Bu mesele kaynaklarda nasıl geçmektedir?

Cevap;
Hanefî mezhebine göre namazda iki ayağın arasının dört el parmağı genişliğinde açık tutulması ve (erkekler için) rükü’ya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirip topuk kemikleri bitiştirmek, secdeden kalkarken de açmak sünnettir. İbn Âbidin, Reddü’l-Muhtar’da (Matbaatü’l-Meymeniyye, 1299) I. cild 346. sahifesinde, (Türkçe tercemesinin de II. cilt, 274. sahifesinde) hem metinde, hem de hâşiyede özrü olmayanların topuğunu bitiştirmesinin sünnet olduğu açıkça yazıyor. İbn Âbidin, Hanefî fıkhında en esaslı mehazdır. Sözünü bütün Hanefî ulemâsı  hüccet tutar. Halebî-i Sagîr’de 196. sahifede de yazıyor. Daha eski ve popüler bir mehaz olarak İznikî’nin halkın Mızraklı İlmihal dediği Miftahü’l-Cenne adlı eserinde 27. sahifede namazın müstehaplarından sayıyor. Başka eserlerde, meselâ Bedâyı’da bulunmaması, sünnet olmadığını göstermez. Diğer mezheblerde bulunmaması da bunun sünnet olmadığını göstermez. Şâfiî mezhebinde namazda ayakların arası bir karış açık tutulur. Rükü ve secdede de böyle kalır. Çok sünnetler, hatta farzlar vardır ki Hanefî de sünnet veya farz değildir. Aksi de bahis mevzuudur.

Bu mesele Osmanlılar zamanında o kadar bilinmektedir ki, rüşdiyelerde okutulan bir ilmihal kitabında bile zikredilmektedir. Mesela Darüşşafaka'da tedris olunmak üzere heyet-i tedrisiye-yi islamiyye tarafından inticab ve kabul olunan 1307 tarihli İlmihal-i Kebîr'in namazın rüknlerinden rüküyu anlatan 78. sahifesinde diyor ki: "Kıraatdan fâriğ olundukda Allahü ekber diyerek rükûa gider. Sünnet üzere rükûun sûreti, başını arkasıyla düz olunca eğüb, parmaklarını açarak elleriyle dizlerini tutub ve topuklarını biribirisine yapışdırarak inciklerini dikmekdir ve bu heyet üzere üç kerre Sübhâne rabbiyelazîm demek ve rükûa ve sâir rek'atlere intikal ederken Allahü ekber demek sünnetdir". Ayrıca, Fatih Camii dersiâmlarından İskilipli Atıf Efendi'nin İslam Yolu muhtasar ilmihalinin namazın sureti bahsinde de şöyle geçmektedir: "Erkek kısmı rükuda .... topukları birbirlerine yanaştırır".

Bahsettiğiniz cevabın bulunduğu siteyi tetkik ettik. Cevabın, pek fıkhî esaslara riayetkâr verildiği söylenemez. Nitekim namazda teşehhüdde parmakla işarete dair suale yine fıkhın umumî kaidesinin hilâfına cevap verilmiş. Öyle ki iki cevap tenakuz hâsıl etmiş. Teşehhüdde işaret sünnet diyenler olduğu gibi, sünnet değildir, hatta namazda hareketsiz kalmak gerektiği için işaret etmek câiz değildir diyenler vardır. Bu haber Hanefî mezhebinin aslını bildiren zâhirü’r-rivâye kitaplarında geçmez. Vâkıat kitaplarında geçer. Bu sebeple muteber Hanefî mehazları (meselâ Şeyhülislâm Ebussuud Efendi) parmak kaldırmamanın daha iyi olduğunu söyler. Topukları birleştirmek huşuyu bozuyorsa, teşehhüdde işaret haydi haydi huşuyu bozar. Çünki ne zaman işaret edileceği sıkı sıkı kayıt altına alınmıştır.

01 Ağustos 2011 Pazartesi

    Geri Dön