 |
 |
1966 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini bu şehirde tamamladı. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.
|
 |
| Devam |
|
 |
 |
|
|
 |
|
| Siz de Sual Gönderebilirsiniz... |
Sual:
İslâmiyette servet ne dereceye kadar meşrudur? Cemiyette ihtiyaç sahipleri varsa, bu servetin hükmü nedir? Bu cemiyetin ihtiyaç sınırı nasıl belirlenir? Tüm dünyadaki Müslümanlar mı göz önüne alınıp bir ortalama oluşturulacak? Harcamanın ölçüsü nedir? Buna ihtiyaç diye cevap verilecekse ihtiyacın ölçüsü nedir? O cemiyetin yaşama seviyesine bakılarak bu tayin edilecekse, o cemiyette lüks ve refah seviyesi çok yüksek ise, bu, müslümana lüks yaşama hakkı verir mi? Aynı şekilde “zekâtımı veriyorum, öyleyse istediğimi yaparım” diyebilir mi? Bunu meşru yollarla harcaması bakımından değil, harcama sınırı, lüks, israf bakımından soruyorum. Bakara suresi 219. âyet-i kerimesindeki ihtiyaç fazlasının verilmesini nasıl anlamalıyız? Yine Kur’an-ı kerimde geçen “altın ve gümüşü kenz yapıp (yığıp) Allah oylunda harcamayanların vay hâline” hükmünü bu meyanda nasıl anlamalıyız? Avrupa’nın tek yedi yıldızlı otelini İslâmî câmia içinden birileri yapıyor. O kadar lükse, israfa, orada üç kuruşa çalıştırılan insanlara bakmadan o otelin mescidi olduğu için, kadın-erkek ayrı havuzu olduğu için, lobisinde enstürmantal ilahi vb. çaldığı için İslamî otel mi olacak orası? Bir de sahabe arasında da mülkiyet, servet konusunun tartışıldığı, Ebu Zer’in farklı görüşte olduğu söyleniyor ve “İslâmî sosyalizm” diyenler hep bunu misal gösteriyor. İşçinin hakkı nasıl belirlenir? Bunun bir alt sınırı var mıdır? Hadis-i şerifte yediğinden yedirmesi vs gibi mevzulara değiniliyor. İşci hakkından bahsediliyor. Bunun tatbikatı nasıl olacaktır?

Cevap;
İslâmiyette mülkiyet hakkı masundur (dokunulmazdır). Âyet-i kerimede buyuruluyor ki: “Herkes için çalıştığı kadarı vardır”. İnsanlar günaha girmeden, hak yemeden dilediği kadar kazanır; haram işlemeden dilediği gibi de harcar. Buna kimse karışamaz. Zengin olmak, mal kazanmak, refah içinde yaşamak suç değildir. İbrahim aleyhisselâmın yalnızca koyunlarının iki vâdiyi doldurduğu bilinir. Kur’an-ı kerimde mal için hayır tabiri kullanılır. Davud ve Süleyman aleyhisselâmın zenginliği malumdur. Hazret-i Peygamber, fakirliği tercih etmiştir. Normalde çok zengindir. Ganimetlerin beşte birinin beşte biri ona aitti. Hazret-i Hasan ve Hüseyin de çok zengindi. Eshab-ı kiram içinde servet sahibi olanlar çoktu. Abdurrahman bin Avf’ın zenginliği meşhurdur. Vefat ettiğinde malının üçte birini vasiyet etmiş, kalanından dört hanımından her birine 32’de 1 miras hissesinin karşılığı olarak 83 bin dinar altın düşmüştü. Hazret-i Peygamber, “Zekâtı verilen mal kenz değildir” buyurarak altın ve gümüşü yığıp Allah yolunda harcamamayı kötüleyen âyet-i kerimeyi tefsir etmiştir. Ebu Zer, kenz âyetini ictihadıyla farklı tefsir ederek icmadan ayrıldı. Marjinal görüşü sebebiyle o zamanki Müslüman cemiyetinde kendisine taraftar bulamadı. Ayrı bir yerde tek başına yaşadı. Zenginlik suç değildir. Dünyayı kalbine sokmak, yani Allah’ı unutmak, malıyla günah işlemek suçtur. Bu ise fakirlerde bile olabilir. İki keçisi olanın kalbinde bu iki keçi varsa, kötü yoldadır. Çok zengin eğer kalbine sokmamışsa iyi yoldadır. Böyle olmakla beraber, mübahların fazlasından kaçınmak, mütevazı yaşamak, ihtiyacı fazlasını Allah yolunda dağıtmak iyidir, övülmüştür; ama farz kılınmamıştır. Kenz ayetinin ne manaya geldiği tefsirlerde açık anlatılıyor. Gizli değildir. Asırlarca Müslümanların doğru anlayıp üzerinde ittifak ettiği bir meseleyi, yeni bir şeyler keşfetmiş gibi kurcalamak bence mânâsızdır.
7 yıldızlı otel maskaralığı bambaşka bir şeydir. Bir kere İslâmiyet kadınların böyle erkeklere karışarak eğlenmesini tasvip etmiyor. Ziynetlerini göstermesini, makyaj ve kokuyla sokağa çıkmasını, kadınlara bile belli yerlerini açmasını yasaklıyor. Yine dinin müzik hususundaki tavrı bellidir. Çalgılı ilahî, dine uygun değildir. Eğlence ile ibâdetin birbirine karıştırılması, hadis-i şerif ile yasaklanmıştır. Yani bunun israf olup olmadığına gelesiye daha nice felaketleri vardır. İşçi ile anlaşılan ücret verilir. Fazlasına hak sahibi değildir. Ama borcunu hemen vermek lazımdır. Allah ihsan sahiplerini sever. Ecdadımız ölçerken verirken biraz fazla vermeyi tercih etmiş. Padişahlar bile mütevazı yaşamayı tercih etmiştir. Lüks içinde yaşamak çoğunlukla bir kompleksin neticesidir. Ama konforlu yaşayana, kazancı gayrımeşru değilse, yanlış yapıyor denemez. Hazret-i Peygamber’in kıymetli elbiseler giydiği malumdur. İmam Ebu Hanife tüccardı. Zengindi. 4000 dirhem kıymetinde elbise giyerdi. Çünki insanların dış görünüşe ehemmiyet verdiğini biliyordu. Müslümanlığın vakarını korumak için böyle yapardı. Bugün de Müslümanların iyi yaşaması, dinlerinin vakar ve haysiyetini korumak içinse iyidir, güzeldir. Din düşmanlarına nisbet olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Allah, bir kuluna nimet verirse, eserini üzerinde görmeyi sever”. Zengin adamın basit yaşaması da hoş değildir, mürüvvetsizliktir, dine zarar verir. “İslâmiyet bir lokma bir hırka felsefesini savunuyor” diyenlere prim verilmiş olur.
|
|
Sual:
Kına gecelerinde hanımlar damacana, tava gibi bazı ev eşyalarına vurup ses çıkartarak oynuyorlarmış. Bu caiz midir?

Cevap;
Kadınların düğünde def çalıp oynamalarının caiz olduğu hadis-i şerif ile sabittir. Bunlar da def gibid
|
|
Sual:
"Kadınların, namaz dışında, yalnız iken, diz ve göbek arasını örtmesi farz olup, sırtını ve karnını örtmesi vâcib, başka yerlerini örtmesi edebdir" deniyor. Bu erkek için de cari midir?

Cevap;
Hayır.
|
|
Sual:
Süt çocuğunun ağız dolusu olmayan kusmuğu necaset değil midir?

Cevap;
Değildir.
|
|
Sual:
Evlerde, yıkama özelliği de olan makineler ile halı yıkanınca necâset temizlenmiş olur mu?

Cevap;
Halının üzerinden su döküp, alttan birkaç damla akınca halı şer’en temizlenmiş olur. Binaenaleyh bu makinelerde haydi haydi temizlenir.
|
|
Sual:
Başkasının abdest alırken ıslattığı bir terliği başkası giyip de ayağı ıslansa necaset bulaşmış olur mu?

Cevap;
Hayır. Uzuvdaki su ma-i müstamel değildir. Terliğe bulaşsa bile necis olmaz.
|
|
Sual:
"Mâ-i müstamel, peştemala, elbiseye, kurnaya sıçrarsa ve necâset temizlemekte kullanılan her su, iğne ucu kadar sıçrarsa, kabı ve elbiseyi pisletmez" deniyor. Daha fazlası pisletir mi denilmek isteniyor?

Cevap;
İğne uçları kadarından korunmak mümkün değildir.
|
|
Sual:
İlmihalde “Abdestte veya guslde kullanılan su (mâ-i müstamel), İmâm-ı a'zama göre kaba necâsettir. Ebû Yûsuf’a göre, hafif necâsettir. İmâm-ı Muhammed’e göre temizdir” deniyor. Başka bir yerde ise “Mâ-i müstamel, yani abdestte veya guslde kullanılan yahud kurbet olarak kullanılan su, meselâ, yemekten önce ve sonra, sünnet olduğu için el yıkamakta kullanılan su, yıkanan uzuvdan ayrılınca necis olur. Bazı âlimlere göre, başka uzva, elbiseye, yere düştükten sonra necis olur. İlk düştüğü yeri kirletmez” deniyor. Yani temiz diyen İmam-ı Ebu Yusuf’a göre de yerden sıçrayıp elbiseye değen abdest suyu necis midir?

Cevap;
Abdest ve gusülde kullanılan su mâ-i müstameldir; ama müftâbih kavle göre necis değildir. Bu su yıkandığı uzuvdan ayrılınca veya lavaboya, leğene aktıktan sonra mâ-i müstamel sayılır. Binaenaleyh yıkandığı uzuvdan ayrıldıktan sonra yere, elbiseye bulaşsa, İmam Ebu Yusuf’a göre necis olmaz. Fetvâ da böyledir.
|
|
Sual:
Temiz ve necâsetli sıvı karışımların temiz kabul edildiğini okudum. Buna göre alkol ihtiva eden parfümler sürülü halde namaz kılmak uygun olur mu? Olursa sevabı azalır mı?

Cevap;
Hanefî mezhebinde kan, idrar, şarap, ispirto kaba necâsettir. Küçük havuza damlayınca, suyun hepsi kaba necâset olur. Bulaştıkları yer, avuç içindeki suyun yüzeyinden az ise, namaz sahih olur. Su ile toprak karıştırıldığı zaman, bu ikisinden biri temiz ise, meydana gelen çamurun temiz olacağı ve bu kavlin sahîh olduğu ve fetvânın da böyle olduğu muteber fıkıh kitaplarında yazılıdır. Bu söze zaîf diyenler de var ise de, harac, meşakkat olunca, zaîf kavl ile amel olunur. Fıkıh âlimlerinin bu sözlerinden, ihtiyacı karşılamak için yapılan kolonya, ilaç, vernik ve boya gibi ispirtolu karışımların temiz kabul edilecekleri anlaşılmaktadır. (İbni Âbidîn) Şâfiî ve Mâlikî mezhebinde de böyledir, (Ma’füvât). İspirtolu ilaçların temiz kabul edilmeleri, bunları içmenin câiz olacağını göstermez. Zaruret olmadıkça, yenmeleri ve içilmeleri yine câiz olmaz. Alkollü içkiler, ihtiyaç değildir. Necâset olmaları, bu kavle göre de, afv edilmez. Görülüyor ki, temiz ve necis sıvı karışımlarının necis veya temiz olduğu hususunda iki sahih kavil vardır. Dolayısıyla, kolonya, alkollü parfüm süründükten sonra, dirhem mikdarından fazla ise namaza durmadan burayı yıkamak takvâ; yıkamadan namazı kılmak ise fetvâdır.
|
|
Sual:
İlmihal’de "Birlikte yapılamayan şeyler otuzdört tanedir. Başında ağrı olup mesh edemeyen, abdest için; yıkanamayan da, gusl için teyemmüm edebilir denildi ise de, her ikisinin de sâkıt olacağını bildiren fetvâ daha evvel verilmiş olduğundan, bu sözle amel olunmaz" deniyor. Ne sâkıt oluyor?

Cevap;
Mesh ve gusl sâkıt olur (düşer).
|
|
|
|
<<
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
>>
|
|
 |
|
|
|
|