Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Cevap: 

93 harbi sırasında Rusların Erzurum’un muhasara arasında Nene Hatun adında genç bir kadının sokağa dökülen halkın önüne geçerek onları galeyana getirerek harbe teşvik ettiği ve böylece şehrin kurtulduğu meşhurdur. Böyle bir kadının varlığı ilk defa 1937’de bir gazeteci tarafından kahramanlaştırılmıştır.

2 Mart 1937’de Cumhuriyet gazetesinde Erzurum intibalarını anlattığı yazısında Yaşar Emmi adında 93 Harbi’ni yaşamış bir hamal ile görüşmesini nakleder. Romantik bir üslupla anlatır: “Kadınlardan silahlı olanlar yok muydu?” diye sorar. “Nene Hatun’u gördünüz mü?” der. Arabaya binip Nene’ye giderler. “Bu, uzun boylu, beyaz saçlı, gri gözlü, ve asabî edalı yaman bir kadın. Yaşını nafile sormuşuz: ‘O zaman yirmisinde gelindim, siz okumuş adamsınız, şimdi kaçında olduğumu kendiniz bulun! (der) Vakadan bir gün önce büyük kardeşi Hasan cepheden ağır yaralı olarak eve gelmiş, bir yandan yaralıya bakarken bir yandan iki üç aylık çocuğunu emziriyor. Kardeşi o gece ölür. Sabaha karşı minarelerden Moskof Aziziye’ye girdi diye haykırışlar başlayınca, kardeşinin ölüsünü alnından öpüp andeder. ‘Seni öldüreni öldüreceğim’ ve emzikli çocuğunu Allah’a emanet ederek kardeşinin silâhını omuzladığı gibi kalabalıkla beraber...”

Nene Hatun, Türkiye’nin NATO azalığı ile aynı zamanda 1952’de tekrar dile getirildi. General Nurettin Baransel, 30 Ağustos günü kendisini “3. Ordu’nun Nenesi” ilan etti. Ertesi sene 1953’te “Aziziye tabyasının geri alınmasına fiilen iştirak ettiği için” kendisine ayda 170 lira maaş bağlanmıştır. Halbuki 1943 senesinde Aziziye kahramanlarından olduğunu, müşkül vaziyette bulunduğunu ve sokaklarda dilencilik ettiğini bir dilekçe ile beyan ederek yardım istemiş, ama cevap alamamıştı. Ömrünün sonlarında bayramlarda, seyranlarda etrafta dolaştırılarak, ekâbir arasına alınarak, fotoğrafları çektirilerek ve elleri öptürülerek bir kahraman olarak takdim edilmiştir. 1955’te yılın annesi seçilerek o sene vefat etmiştir. Palandöken civarındaki bir köyden Nene Hatun (Nene Kırkgöz) romanlara filmlere mevzu olmuş, yılın annesi seçilmiş, zamanenin (Nene Hatun’un pabucu bile olamayacak) bazı güçlü kadınlarına Nene Hatun unvanı vermek adet olmuştur.

Hakkında anlatılanların hemen hepsi rivayettir. Erzurum, Rus sınırına en yakın şehirlerdendir. Böyle bir şeyin yaşandığına dair hiçbir vesika yoktur. Nene Hatun vefatında 80 yaşında idi ki, 93 Harbi’nde çocuk olması icap eder. Erzurum gibi Dadaşlar diyarı olarak bilinen ve kadınların yüzü açık gezmediği muhazafazakâr bir yerde, hiç erkek kalmamış gibi, genç bir kadının sokaklara dökülüp insanları sürüklemesi inanılacak bir şey değildir. Ne Mustafa Kemal ne de başkası Erzurum’a geldiğinde bu kahramanı bulup görüşmüştür.

Ahmed Midhat Efendi, Zübdetü’l-Hakâyık, Ahmed Muhtar Paşa Sergüzeşt-i Hayatım ve Mehmed Arif Bey Başımıza Gelenler kitaplarında 93 Harbi’ni çeşitli veçhelerden ve tarihî sahnelerle anlatırlar. Hiç birinde bundan bahis yoktur. 93 Harbi’nde gerek kumandan raporları gerekse padişah ferman ve beyannamelerinde, halktan eli silah tutan erkeklerin icabında hazır olmaları ve kadınların da su taşıma gibi vazifeler deruhde etmelerinden bahsedilir. Ama hiç birinde sivil halkın, hele kadınların fiilî müsademeye iştirakinden bahsedilmez. Zaten teçhizatlı bir orduya halkın mukavemetinin ancak bir felaket olacağı aşikardır. Nene Hatun da belki halkın çoğu gibi askere su taşımak gibi bir hizmette bulunmuş olabilir.

İngiliz gazeteci Norman’ın eserinde kadınlardan şöyle bahsediliyor: “Erzurum şehrinde, harbin kaderinin Osmanlıların lehine döndüğü duyulur duyulmaz, ellerinde bıçaklar, baltalar, satırlar; kısacası evlerinde bulabildikleri her türlü aletle silahlanmış kadın grupları harb meydanına akın etti. Ardından, üzerinde durulması bile dehşet verici olan bir dizi vahşi parçalama işlerine giriştiler. Ertesi gün harb meydanını ziyaret eden İngilizlerden edindiğim bilgiye göre, yerde yatan Rus askerlerinin neredeyse tamamının başı kesilmiş ve tarif edilemez işkencelere maruz bırakılmıştı; yaraların vaziyeti ise, bu tecavüzlerin birçoğunun henüz hayatta olan kişilere yapıldığını açıkça gösteriyordu." Mehmed Arif Bey, Başımıza Gelenler adlı eserinde kadınların ölü Rus askerlerinin başını, kulağını keserek bir çeşit müsle yaptığını kötüleyerek anlatır.

Hülasa Nene Hatun adında bir kahramanın ortaya çıkarılışının arkasında Sovyetlere karşı soğuk harb propagandası olarak Amerikan entelijansiyasının bulunduğu söylenir. Buna göre Nene Hatun ustaca ihdas edilmiş bir kahramandır. Nitekim Türkiye’deki Amerikan generali Matthew Ridgway ve ardından Amerikalı subaylar o günlerde kendisini ziyaret etmiştir. Hadise yaşanmış olsa bile, bambaşka emellere vasıta olarak kullanılmıştır. (Bkz. Teyfur Erdoğdu, Nene Hatun bilmecesi! Serbestiyet, 6.3.2022)


21 Haziran 2026 Pazar
Alakalı Başlıklar