Sual:
Sultan Selim’e Yavuz lakabını kim taktı?Cevap:
Şehzadeliği ve hükümdarlığı zamanlarında at üstünden inmeyen Sultan Selim, ömrünün çok az bir kısmını sarayında geçirmiştir. İşte onu kardeşlerinden ayıran da bu idealistliği olmuştur. Tarihçiler, sertliğini de bu milli dava idealiyle izah ederler. O sebeple kendisinden çekinenler, daha sağlığında onu Yavuz lakabıyla anmıştır. Yavuz, eski Türkçe’de yav (kötü) veya yağ (düşman) kelimesinden gelir. Orhun Kitabeleri ve Divan-ı Lügati’t-Türk’te böyledir. Zamanla yumuşamış, Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmanî’sinde geçtiği gibi, yaramaz, haşin ve nihayet emsalinden üstün manası kazanmıştır. Bu kelime Fransız tarih ve diplomasi literatüründe XVI. asırdan beri kullanılan Sélim le féroce kelimesinin Türkçe tercümesidir.Garplılar Sultan Selim’in idare tarzını, askeri dehasını ve siyasi kararlarını kendi perspektiflerinden tefsir ederek bu lakabı takmışlardır. İngilizler de bunun muadili olarak Selim The Grim derler. Fransız Kralı I. François ve Papa X. Leo arasındaki resmi yazışmalarda, ondan féroce veya cruel diye bahsedildiği bilinmektedir. Yayılması XVI. asır sonlarıdır. İngiltere'de 1588 yılında yazılan ve devrin popüler tiyatro oyunlarından Selimus, Emperor of the Turkes adlı anonim eserde, Sultan I. Selim, Yavuz (Grim/Féroce) imajıyla garp dünyasına ilk kez dramatik bir karakter olarak tanıtıldı. Bu ifadenin kalıplaşarak bir unvan (epitet) gibi tarih kitaplarına yerleşmesi ise XVII. ve XVIII. asır tarihçileri tarafından yapılmıştır.
Bu kelimeyi Türklerden ilk kullanan Jön Türk Mizancı Murat olup, bunun tarih kitabında kullanmasından sonra yayılmıştır. Gerçi Osmanlı kroniklerinden birinde, “Sultân Selîm-i kahhâr bî-havf u bîm ve manen halîm ü selîm idi” diyor ama kahhâr yavuz muadili ve onun gibi deni bir sıfat değildir. Eski İstanbul terbiyesine sahip kişiler, onu bu tabirle pek anmayıp, hele Yavuz Selim demeyi hiç tercih etmeyerek, hiç değilse araya sultan kelimesini koyar ve “yavuz”u bunun sıfatı yapardı. Layık olan Yavuz kelimesini bu padişah için kullanmamaktır.