Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Yazışmalar


Siz de Sual Gönderebilirsiniz...
Sual:
Araf mefhumu İslâmiyette var mıdır? Varsa ne mânâya gelmektedir?

Cevap;

A’râf, Cennet ile cehennemi birbirinden ayıran yerdeki sûrun yüksek kısmının adıdır. Kur’an-ı kerimde bu isimli bir sûre vardır.

Ashâbü’l-a’râf (a’rafta kalacak olanlar) tefsirlerde şöyle tarif ediliyor: Hasenatı ile seyyiatı birbirine eşit olan müminler, hemen cennete veya cehenneme konulmayıp ikisi arasında bir müddet bekleyecek, sonra Allah'ın lutfuyla cennete girecektir. Tefsirlerde başka tarifler de vardır. Âhirette müminlerle kâfirleri yüzlerinden tanıyacak olan melekler; Cennet ve cehennem ehlini birbirinden ayırarak haklarında şahadette bulunacak olan peygamberler, şehidler ve âlimler gibi zâtlar; Cennete veya cehenneme girmeyi gerektirecek halde olmayan belli kişiler (Herhangi bir peygamberin tebliğini duymadan ölenler, müşriklerin bulûğ çağından önce ölen çocukları veya gayri meşru evlilikten doğan çocuklar). 

Ancak sahih olan birinci tariftir. Nitekim âyet-i kerimelerde amelleri ağır gelenlerle hafif gelenlerin vaziyeti açıkça belli olduğu halde, günahları sevaplarına eşit olanların akıbeti hakkında bir beyan yoktur. Muhtemelen bunlar a’râftakilerdir. A'râf sûresinin 46 ve 47. Âyet-i kerimelerinde a'râfta bulunanlar, Cennete girmeyi şiddetle arzu ettikleri halde, oraya henüz girmeden Cennetlikleri selâmlar, gözleri Cehennem ehline çevrilince, “Rabbimiz, bizi bu zâlimler zümresiyle beraber bulundurma” diye dua ederler.  Hasenatı ile seyyiatı müsavi olanların a’râfta kalacağına dair bir de hadîs-i şerif vardır. 

Hıristiyanlar da a’râfı kabul eder ve vaftiz olmadan evvel ölen Hıristiyan çocuklarının kalacakları yer olarak tasvir eder. Mutezile mezhebinde de büyük günah işleyen Müslümanlar cennet ile cehennem arasında bir yerde kalır.

Bir de berzah vardır. Boğaz manasına gelen bir coğrafi tabirdir. İki şey arasındaki engeli de ifade eder. Dinde ölümden yeniden dirilmeye kadar olan ara devreye berzah denir. Kur’an-ı kerimde de geçer. Bu zamanda insanlar hayırlı ameller yapmak için dünyaya tekrar geri dönmek isteyecek, fakat kabul edilmeyecektir. Tasavvufta âlem-i şahadet (âlem-i halk) ile âlem-i emr (âlem-i gayb) arasındaki köprüyü ifade eder.



30 Mayıs 2011 Pazartesi

    Geri Dön