KARGALARA KALAN DÜNYA

1923 meclisinde kargaların itlafı konuşulmuştu. Her karga çeşidi zararlı değil diyerek itlafa fetva vermeyen müftü meclisin hışmına uğrayıp azledilmişti.
10 Haziran 2024 Pazartesi
10.06.2024

Son zamanlarda şehirlerde karga popülasyonunun bariz bir şekilde arttığı müşahede ediliyor. Serçeler, kumrular, güvercinler adeta şehirleri terk ettiler. Eskiden olsa bunu pek hayra yormazlardı.

26/XII/1923 tarihinde meclise Muzır Hayvanların İtlafı Hakkında Kanun teklifi geldi. Zararlı hayvanlar (ayı, kaplan, sırtlan, kurt, tilki, çakal ve yaban domuzu) mahalli hükümetlerce itlaf edilecekti. Tunalı Hilmi, kanuna kargaların de eklenmesini teklif etti, ama kabul görmedi.

Müzakereler esnasında Çorum’da enteresan bir hadise oldu. Ekinlere zarar veren kargaların itlafı için ziraat memurunun talebi üzerine vilayet meclisi müftü Hacı Mustafa Efendi’den fetva sordu. Müftü, Hayatülhayvan kitabı okuduğu, yani zooloji bildiği için olsa gerek, kargaların birkaç çeşit olduğunu, hepsinin muzır olmadığını, bu sebeple hepsi için itlaf fetvası veremeyeceğini beyan etti. Bu sebeple itlaftan vazgeçildi. Halbuki hadis-i şerifte, ekin kargasının itlafına müsaade edilmiştir.

Hadise Ankara’ya bomba gibi düştü. Müftü kim oluyordu? Şeriye vekili müftüyü hata ettiği gerekçesiyle azlettiğini söyleyince meclis alkışa boğuldu. Hacı Mustafa Efendi’nin azlinin esas sebebi Nakşî olmasıydı. Yerine Kuvvacı Tevfik Efendi tayin edildi. Bazı milletvekilleri, fetva soran Çorum vilayet meclisinin de istifa etmesi lazım geldiğini haykırdılar. Yakın istikbalde halifeliği ve şeriati kaldıracak olan işte bu meclistir.

Aslında vilayetin maksadı, itlaf bahanesiyle olur olmaz kişilerin şehirlerde silah atmasını engellemekti. Bunu teyit için fetva sorulmuştu. Bazı milletvekilleri müftüyü haklı buldular. Ziraat Vekili Sabri Bey şunları söyledi: “Kargalar muzır mıdır, nâfi midir? Bunu anlamak için on bin karganın midesinde hem tohum zamanı hem de tohum yemeyip de böcek yediği zaman tetkikat yapılmıştır. Bu böceklerin imha ettiği tohum ele alınır ve karganın imha ettiği tohum ele alınırsa görülür ki karganın yediği tohum karganın yediği böceklerin yediği tohumdan azdır.”

KARGALARA KALAN DÜNYA

Karga ile Keklik

Babannem sık sık içini çekerek “kargalara kalan dünya” derdi. Kargaların çok uzun yaşadığı inanışı yaygındır. Ama aynı zamanda iyilerin gidip meydanın kötülere kaldığına da işaret vardır. Nedense karga halk kültüründe belki de en sevilmeyen hayvanlardandır. Ölüm ve kederle irtibatlandırılır.

La Fontaine “Karga ile Tilki” isimli masalında zekasıyla alay etse de kargalar çok zeki ve sosyaldir. Parlak şeylere merakı olduğu, altın, gümüş, mücevher, cam gibi şeyleri alıp yuvasına götürdüğü söylenir. İnsana kolayca alışıp papağan gibi bir iki kelime telaffuz edebilir, hatta alet kullanabilir. Karganın, ilahi ilhamla, öldürdüğü hasmını toprağı eşip gömerek ölünün nasıl defnedileceğini gösterdiği Kur’an-ı kerimde anlatılır.

Hiçbir kuş, karga kadar efsanelere, masallara, şiirlere, romanlara, tabirlere mevzu olmamıştır. Nanköre “Besle kargayı oysun gözünü”; devlete, “Alacağına atmaca borcuna karga”, inatçı cahile “kargadan başka kuş tanımaz”, kötülerin ardına düşene “kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz”, kendini beğenene “kargaya yavrusu zümrüdüanka gibi gelir” derler.

KARGALARA KALAN DÜNYA

Zor vaziyete düşenin malına üşüşenler “leş kargası” dır. Kabiliyeti olmayan ne yapsa boşunadır. Çünki “Karga bağda gezmekle bülbül olmaz.” Zaman zaman çocuklara ninni diye söylenen bir mâni vardır: “Karga seni tutarım / Kanadını yolarım / Yelpazeler yaparım / Hanımlara satarım”

Karga çıkardığı sesten dolayı bu ismi almıştır. Farsçası zağ, Arapçası gurab’dır. Gurabiye adlı Şii fırkası, Cebrail aleyhisselamın, yanlışlıkla Hazreti Ali yerine Muhammed aleyhisselama vahy getirdiğine, çünki ikisinin birbirine, karganın kargaya benzediği kadar benzediğine inanır.

Şeyhülislam Yahya der ki: “Taklid-i zâğ kebk-i hırâmânı güldürür.” Yani keklik, karganın kekliği taklidine güler. “Zağ reftarın unuttu kebke taķlid etmeden” Yani kekliği taklit edeyim derken, karga yürüyüşünü unuttu. Edgar Alan Poe’nun meşhur The Raven (Kuzgun) hikayesi, zavallı karganın korkutucu imajını destekler mahiyettedir.

KARGALARA KALAN DÜNYA

Karga şampiyonası

Bazıları itlaf edip tabiat dengesini bozmak yerine, bulunduğu yere karga ölüsü asmak, parlak levha koymak, arada bir gürültü yapmak gibi metotlarla kaçırılmasını tavsiye eder. Bunlardan biri de teneke çalarak kargaları kovmaktır. Mustafa Kemal’in de çocukken dayısının çalıştığı Naili Paşa çiftliğinde karga kovaladığı meşhurdur.

Çekirge gibi karga istilası da çiftçiler için bir musibetti. Mesela Edirne bundan çok çekmiştir. 1899’daki istilada esaslı tedbirler alınmış, halka barut ve fişek verilmiş, vurduğu her karga başına halka 10 kuruş mükafat ödenmiştir.

Fransa’da 1929’daki karga mücadelesinde 13 gün içinde 1306 karga ve 873 karga yumurtası itlaf eden Louis Herbert, şampiyon ilan edilip mükafat almıştır. Amerika Kansas’ta karga başına 10 sent ödeniyordu. 1934’te işsiz kalan bir jokey, karga avcılığı ile geçinmeye başlamıştır. İlk gün 207 karga vuran jokey, 15-20 günde 4000 dolar kazanmıştır. İş bitince yine işsiz kalmıştır.

Kanada Findlater’de 1937’de artan kargaların itlafı yüzünden halk ikiye bölündü. Mitingler, nümayişler derken, iş silahlı çatışmaya dönüşünce, belediye reisi yakalattığı 150 kargayı, ayaklarına üzerinde numara yazan plakalar bağlatıp salıverdi. Her bir numaraya 50 ila 100 dolar isabet edecekti. Millet kavgayı bırakıp silaha sarılarak kargalara hücum etti. Karga sevenler, doları daha çok sevdiği için az zamanda 75 bin karga itlaf edildi ve mesele kapandı.

Mahmut Özay’ın 1966 tarihinde neşredilen Kargalar hikayesinde, kasaba meydanındaki ağaca bağlı uçurtma ipliğine dolanan kargayı, halkın seferber olup kurtarışı, nihayet belediye tellalının kargalarla mücadele çerçevesinde her ailenin iki karga başı getirmezse 5 lira para cezası ödeyeceğini ilan edişi anlatılır.

KARGALARA KALAN DÜNYA

Türk milleti zekidir!

Sadece köylüler değil şehirliler de kargalardan mustaripti. 1930’da Büyükada’yı kargalar istila etti. Evlerin damına tüneyip pisletiyor, bu pislik oluklardan akarak sarnıçlara doluyordu. Kimileri ise karga sesinden dolayı uyuyamadığından yakınıyordu.

1932’de Ayasofya meydanını kargalar istila edince, valilik itlafa karar verdi. Ama savcılık şehirde silah atmayı yasaklayınca itlaf geri kaldı. Bunun üzerine belediye bir karga getirene 25 kuruş vadetti.

1933’te Bandırma’da iki karga ayağı, civar kazalarda ise bir karga başı getirene mükafat verildiği için, bazı açıkgözler Bandırma’dan ayaksız kargaları toplayıp diğer kazalardaki başsız kargalarla değiştirerek bu işin ticaretini yapmaya başladılar.

1935’te Karaman’da belediye herkese karga avlama mükellefiyeti yükledi. Bunu yapamayanlar için çarşıda 25 kuruşa karga satılmaya başladı. Hatta bunun için bazıları karga avcılığına girişti.

KARGALARA KALAN DÜNYA

1940’ta Üsküdar’da da herkese bir karga getirme mükellefiyeti ve getirmeyene para cezası yüklendi. Üsküdar’da karga bulup öldürmek zor olduğu için, zavallı Üsküdarlılar yakın köylerden karga satın alıp belediyeye ibraz ederdi.

Çok yerde mülki amirler riyasetinde halkın mecburi veya gönüllü iştirakiyle sürek avları tertiplenirdi. 30’lu ve 40’lı yıllar Anadolu sathında karga mücadelesiyle geçmiştir. 1961-1965 arasında 800 bine yakın karga itlaf edilmiş, 700 küsur bin fişek kullanılmıştır

İşler giderek iyice komikleşmiştir. Çünki şehirde silah atmak yasaktır, ama karga itlafı emredilmektedir. Hükümet 10 kuruş mükafat vermekte, ama bir tüfek 15 kuruşa dolmaktadır.

(Bkz: İbrahim Demirkazık, Divan Şiirinde Karga, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi; Said Olgun, Osmanlı’dan Cumhuriyete Anadolu’da Karga İstilaları ve Kargalara Karşı Yürütülen Mücadeleler, Tarih&Gelecek Dergisi, 2022)