Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Kullandığımız rakamlara neden Arap rakamları deniyor?
Yaygın olarak 0-9 rakamları olarak bilinen Arap rakamları, bugün dünya çapında matematik ve ticarette çok ehemmiyetli bir rol oynayan sistemdir. İsimlerine rağmen bu rakamların aslı Milattan Evvel III. asır Hindistan’ına uzanır. VIII. asırda tacirler vasıtasıyla Araplara intikal etmiştir. Abbasi halifesi Mansur zamanında biliniyordu. Rivayete göre Harezmî bunları kullanmış ve popüler hale getirmiştir. Buna dair 830’da kaleme alınmış Kitâbü’l-Ḥisâbi’l-Hindî (yahut Kitabü’l-İsti’mâli’l-A’dâdi’l-Hindî) isimli kitabı Avrupa lisanlarına tercüme olunmuştur. Vaktiyle Osmanlıların ve bugün Arap aleminin kullandığı rakamlar Doğu Arap rakamları diye bilinir. Bunların Arap beldelerinin garbında (Şimali Afrika ve Endülüs) dönüştüğü şekil Avrupa’ya intikal etmiştir. Bunlara da Batı Arap rakamları denir ki halihazırda Türkiye’de kullanılmaktadır.

Avrupalılar XIII. asırda buradan almışlardır. Pisalı İtalyan ilim adamı Leonardo Fibonacci, rakamlarla ilk kez Kuzey Afrika'nın Berberi beldesindeki Becaye şehrinde karşılaştı; onun kitabı Liber Abaci (MS 1202) bunların Avrupa çapında tanınması cihetiyle ehemmiyet taşır. Ancak Arap rakamlarının Avrupa ve İngiltere’de yaygınlaşması neredeyse 300 yıl sürdü. O zamana kadar Avrupa’da matematik muameleleri neredeyse imkânsız kılan Romen rakamları kullanılırdı. Evet, insanlar saymayı çok eski çağlardan beri biliyordu. Ancak uzun müddet kullanılan sistemler oldukça hantaldı. Rakamdan ziyade işaret temelliydi. Roma rakamları (I, V, X, L, C, D, M) büyük sayıları yazmak ve hesap yapmak için son derece elverişsizdi. Çarpma ya da bölme muameleleri neredeyse imkânsızdı. En mühimi sıfır yoktu. Hint-Arap rakamlarının hikâyesi, insanlık tarihinin en mühim müşterek mirasıdır. Hindistan’da doğmuş, Arap dünyasında gelişmiş ve Avrupa’da yaygınlaşarak bütün dünyaya ulaşmıştır.

Mesela Mısır sistemi 10 tabanlıydı, ama bugünkü gibi basamak değeri yoktu. Her sayı, sembollerin tekrar edilmesiyle yazılırdı: 1, tek çizgi; 10, öküz bağına benzeyen bir işaret; 100, spiral; 1000, lotus çiçeği; 10000, parmak; 100000, kurbağa, 1000000, dua eden insan figürü şeklinde idi. Mesela 23 = 2 tane “10” + 3 tane “1”; 345 = 3 tane “100” + 4 tane “10” + 5 tane “1” şeklinde yazılırdı. Yani sayı yan yana eklenerek yazılıyordu. Okuması kolaydı. Görünce anlaşılırdı. Ama çok uzun yazı icap ettirirdi. Çarpma ve bölme muamelesi zor ve dolaylıydı. “0” (sıfır) yoktu.

Mezopotamya’da, bilhassa Sümerler ve Babiller çok daha enteresan bir sistem inkişaf ettirdi. Buna 60 Tabanlı Sistem (Sexagesimal) denir. Bugün 10’luk sistem kullanırken onlar 60’lık sistem kullanıyordu. Sayılar çivi yazısı ile yazılıyordu. Sadece iki temel işaret vardı: 1 için bir işaret ve 10 için başka bir işaret. Bu işaretler birleştirilerek 1–59 arası sayılar yazılırdı. Sonra basamak sistemi devreye girerdi. Mesela 1 (birinci basamak), 60 (ikinci basamak), 3600 (üçüncü basamak). Böylece basamak değeri fikri işin içine girdi. Ama sıfır yoktu. Bu yüzden bazı sayılar karışabiliyordu. Daha sonra Babiller boşluğu göstermek için bir işaret getirdi. Bu sistem tamamen kaybolmadı. Hâlâ kullanılmaktadır. Mesela 1 saat = 60 dakikadır. 1 dakika = 60 saniyedir. Daire = 360 derecedir. Bunların hepsi Mezopotamya mirasıdır. Bu eski sistemler günlük kullanım için kafiydi ama girift matematikte kifayetsizdi. Ticaret büyüdükçe iş zorlaştı. İlmî hesaplamalar için pratik değildi. İşte bu yüzden Hintlilerin inkişaf ettirdiği basamak değeri, sıfır, sade semboller sonunda hepsinin yerini aldı.


14 Nisan 2026 Salı
Alakalı Başlıklar