Sual:
Resulullah için masiva denilir mi?Cevap:
Masiva, lügatte Allah’tan başka şeyler demektir. Bütün mahlukat masiva olunca, şimdi bazı sözde tarikatçılar, Resulullah aleyhisselamı da masivadan saymaktadırlar. Halbuki Allah dostları masivaya Allah’tan alıkoyan herşey manası vermiştir. Şu halde Allah için olan hiçbir şey masiva değildir. Hatta Şahı Nakşibend’in hac menkıbesinde geçtiği üzere kul hakkı yememek için dikkatle yapılan 20 bin dirhemlik alışveriş bile masiva olmaz. Nerede kaldı ki, Resululah Aleyhisselam masiva olsun. Allah'ı tanımak ve sevmek, ancak onun Resulü sayesinde ve onun bildirdiği şekilde mümkün olmaktadır.Kur’an-ı kerimde Âli İmrân suresi, 31.ayeti kerimesinde mealen, “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin” buyuruldu. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki: “Sizden biriniz, beni babasından, evladından ve insanlardan daha çok sevmedikçe kâmil iman sahibi olmaz.”
Şu halde masiva kelimesi, Resulullah için kullanılmaz. Hakikate de edebe de mugayirdir. Hatta peygamberler için sıradan insanlar için kullanılan fakir, öksüz gibi tabirleri kullanmayı bile ulema tasvip etmemişlerdir. Cenab-ı Allah Kur’an-ı kerimde peygamberlerini itab ve ikaz edebilir; ama avama bu hakkı vermez. Resulullah’a ismiyle bile hitap etmek men edilmiştir.
İmam Rabbani hazretleri, Mektubat’ın birinci cildinin 152.mektubunda, Allah sevgisi ile Resulü’nün sevgisini ayıran ve “Allahü tealanın itaatini o kadar çok dalmış bulunuyorum ki resule itaat etmekten haya ediyorum” diyen tasavvuf erbabına itiraz etmektedir. Ebu Said Ebu’l-Hayr’ın, “Bu seyyide olan hürmetimiz Resulullah’ı sevdiğimiz içindir. Bu meczubu ise Allahü Teâlâyı sevdiğimiz için yüksek tutuyoruz” sözüne mukabil der ki: “Allahü Teala’nın sevgisiyle Resulullah’ın sevgisini ayırt eden böyle sözleri, doğru yolun büyükleri uygun görmezler. Allah sevgisinin Resulullah’a olan sevgiden çok olmasının tarikat sarhoşluğundan ileri geldiğini bilirler ve böyle sözlerin söylenmesine izin vermezler.”
Mebde ve Mead kitabında da “O Serverin muhabbeti beni öyle kaplamıştır ki, Allahü teâlâyı, Onun vâsıtası ile, yani Allahü teâlâyı Muhammed aleyhisselamın rabbi olduğu için seviyorum” der. Bu sözünün Rabia Adviye’nin Resûlullahı rüyada görüp kendisine, “Allahü teâlânın muhabbeti beni öyle sardı ve kapladı ki, senin muhabbetine kalbimde yer kalmadı” sözünü nakleder. Her iki sözün de tasavvuf sarhoşluğunda söylendiğini, ama kendi sözünde asalet olduğunu, çünki sahvın (uyanıklığın) başında söylendiğini beyan eder. Rabia’nın sözünü sıfatlar, kendi sözünün ise zat mertebesinde olduğunu söyleyerek telif eder.
Bu, Hristiyanların yaptığı gibi Resulullah’ı uluhiyet mevkiine koymak demek değildir. Herkes bilir ki, Muhammed aleyhisselam, Allah’ın kulu ve resulüdür. Nitekim “Herkesi hak ettiği yere oturtunuz” hadis-i şeriftir. Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretlerinden nakledilir ki, “Evliya her şeydir, sahabi değildir. Sahabi her şeydir, peygamber değildir. Peygamber her şeydir, haşa Allah değildir.” Ama bu Allahu Teala’nın sevgisi ile Peygamber sevgisini ayırmaya delil olmaz.
Böyle iken, İmam Rabbani’yi büyük bilip onun yolunda olduğunu iddia eden tarikatçıların böyle söylemesine şaşılır. Bu, son zamanlarda bütün cemaat ve hatta tarikatleri tesiri altına almış olan Selefilik sebebiyledir. Geçen asırda Şiilik, bu asırda ise Vehhabilik bütün sünni müslümanları ve tarikatleri tehdit etmektedir. Suudi Arabistan’ın bile kurtulmaya uğraştığı bu itikadı, sünni müslümanlar şuursuzca sahiplenmektedir.