Hazret-i Peygamber bir gün namaz kılarken yanılarak erken selâm vermiş; bir sahabi ikaz etmiş, Hazret-i Peygamber kaç rek’at kıldığını sormuş; eksik kıldığını anlayınca, namazı tamamlamış. Şu halde konuşmak namazı zaten bozmuş olmuyor mu?
Bu hâdise, meşhur Zülyedeyn hadîsinde geçer. Zülyedeyn isimli sahabinin esas ismi Hırbak idi. Elleri uzun olduğu veya iki elini de aynı şekilde kullanabildiği için “İki elli” mânâsına bu lakapla tanınmıştır. Zülyedeyn, “Ya Resulallah! Namaz mı kısaltıldı, yoksa unuttunuz mu?” dedi. Resulullah aleyhisselâm cemaata dönerek: “Zülyedeyn doğru mu söyledi?” diye sordu. Cemaat evet diye işaret ettiler. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber ayağa kalkıp namazı tamamladı. Sonra secde-i sehv yaptı.
O zaman namazda konuşmak, sadaka vermek câizdi. Bu hadîs-i şerifin namazda konuşmaya dair hükmü Muaviye bin Hakem hadîsi ile neshedilmiş; unutma hâlinde namazı tamamlama ve secde-i sehv yapma hususundaki hükmü bâki kalmıştır.
Muaviye bin Hakem hadîsi şöyledir: Muaviye bin Hakem es-Sülemî'den rivayet olunmuştur. “Bir defa ben Resulullah aleyhisselâm ile birlikte namaz kılıyordum. Aniden biri aksırdı. Ben yerhamükellah dedim. Bunun üzerine cemaat bana göz attı. Ben “Vay canına! Ne oluyor da bana bakıyorsunuz?” dedim. Bu sefer elleriyle uyluklarına vurmağa başladılar. Beni susturmak istediklerini görünce sustum. Resulullah aleyhisselâm namazını kılınca beni çağırdı. Annem babam fedâ olsun! Ben ondan evvel ve sonra onun kadar güzel öğreten görmedim. Vallahi bana ne surat astı; ne döğdü; ne söğdü! Sonra: “Gerçekten bu namaz öyle bir şeydir ki onda insan sözünden hiç bir şey câiz değildir. O, ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumaktan ibârettir” buyurdu.
2 Ağustos 2012 Perşembe
Alakalı Başlıklar