Sual
Cevap
Avrupa’da Müslümanların artışı ilmî verilerle sabittir. 1990’da ~%4, 2010’da ~%6, 2016’da ~%5 iken, 2030 tahmini, ~%8 ve 2050 tahmini ~%7–14 arası olmasıdır. Görülüyor ki, müslümanların sayısı artıyor, ama hâlâ azınlıktır.
Bu artışın üç esas sebebi vardır. Birincisi ve en ehemmiyetlisi göçtür. 2010–2016 arasında, ~2.5 milyon Müslüman Avrupa’ya göç etti. ~1.3 milyon mülteci olarak geldi.
İkinci sebep doğurganlık farkıdır. Avrupa’da ortalama Müslüman kadın ~2.6 çocuk doğururken, gayri müslim kadın ~1.6 çocuk doğurmaktadır.
Üçüncü sebep yaş faktörüdür. Müslümanlar daha gençtir. Ortalama yaş ~30 iken, gayri müslimlerde bu yaş ~44 civarındadır. Bu şu manaya gelir: Aynı doğum nispeti bile olsa Müslüman nüfus daha hızlı büyür.
Peki herkes Müslüman oluyor iddiası doğru mudur? Hayır, bu büyük ölçüde şehir efsanesidir. İlmî veriler şunu söylüyor: Artışın esas sebebi dönüşüm (conversion) değildir. Esas sebep, doğum nispeti ve göçtür.
Hatta Avrupa umumunda dinsizleşme (sekülerleşme) de aynı anda artıyor. Bu cereyan müslümanlar arasında da caridir.
Umumi tablo ve bence en dengeli mütalaa şudur ki, İslamiyet dünya sathında süratle büyümektedir. Avrupa’da da Müslüman nispeti artmaktadır. Ama Avrupa Müslüman olacak gibi iddialar mübalağalıdır. Artış kontrollü ve demografiktir. Müslümanlar hâlâ azınlıktır ve şiddetle kan kaybetmektedir.
Sadece Avrupa ve sair memleketlerde değil, Müslüman memleketleri denen yerlerdeki Müslümanlar kâğıt üzerinde belki müslüman sayılabilir. Ama dinin aslî prensipleri nazara alınacak olursa müslüman değildir. Kaldı ki bu memleketlerde de resmen müslüman olmadığını söyleyenlerin sayısı az değildir ve giderek artmaktadır.
Şu halde haberlerde ve medyada rastlanan ihtida yani İslamiyete giriş hadiseleri istisnai ve lokaldir. İslamiyet kuruluşunda büyük bir süratle ve gönül rızasıyla yayılmış iken, bugün yayılmasının düşük nispette olmasının sebepleri vardır. İslamiyetin ilk asırlarında bu dine girenler, ilk Müslümanların saf itikatları ve güzel ahlaklarına hayran olmakta, bunun mensup oldukları dinden geldiğini anlamakta idiler. Zira lisan-ı hal, lisan-ı kalden entaktır. Yani haliyle numune olmak, söz ile anlatmaktan daha tesirlidir. İngiliz müsteşrik Thomas Walker Arnold’un İntişar-ı İslam Tarihi bunu güzel anlatıyor. Bugün dünyada Müslümanlar ve görünen Müslümanlık maalesef güzel bir örnek teşkil etmemektedir. Üstelik haberleşmenin çok yayılması sebebiyle, yanlış enformasyon da yayılmıştır. Çoklarının İslamiyet hakkındaki malumatı, sathî ve hatalıdır.
Dünyada ihtida, yani Müslüman olma hareketlerine bakıldığı zaman iki şekilde meydana geldiği görülüyor. Mensup olduğu din veya dinsizlik, ruhunu ve zihnini tatmin etmeyen akıllı ve kültürlü insanlar, dünya müslümanlarının haline bakıp aldanmıyorlar. İslamiyeti doğru bir şekilde araştırıyorlar. Hazreti Peygamberin ve ilk Müslümanların hayatlarını görüyorlar. Hayran oluyorlar. İslamiyeti doğru bir şekilde öğreniyorlar. Dünyadaki bütün iyiliklerin İslamiyette olduğunu ve İslamiyetin içinde hiçbir kötülük bulunmadığını anlıyorlar. Böylece Müslüman oluyorlar. Bunların sayısı oldukça azdır. İkinci kitle ise Müslüman bir komşu veya arkadaş ile tanışıyor. Bunların güzel ahlakını görüyor. Eğer insaflı ve bir arayış içinde ise, Müslüman oluyor. Bunun dışında tebliğle ve sair usullerle Müslüman olanların sayısı fevkalade azdır.