Gelişmiş Arama İçin Tıklayınız!

Cevap: 

Bu zatın ismi Hâce Muhammed Zahid olarak sabittir. İsmi Muhammed bin Burhâneddîn'dir. Zâhid ve Hâce lakaplarıyla ve Semerkandî nisbesiyle bilinir. Özbekistan’ın Tacikistan sınırındaki Hisâr vilâyetinin Vahş (Vahşovâr-Vahşumâr) köyünde dünyaya geldi. Annesi Silsile-i aliyye büyüklerinden Yâkûb-i Çerhî hazretlerinin kızı veya akrabasıdır.Evvelâ dayısı Yusuf Çerhî’nin sohbetinde yetişti. 1478 veya 1480 senesinde şöhretini işittiği büyük velî Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine talebe olmak üzere Semerkand’a yola çıktı. Semerkand yakınlarına geldiğinde Hâce Ahrâr onu yolda karşıladı. Şeyhi Çerhî’nin akrabası olduğu için ona büyük bir hürmet gösterdi. Kısa bir zaman içinde hilafet verdi. Tekrar Vahş’a dönerek vazifesini icra eyledi. 936 (m. 1529) senesinde orada vefat etti. Bugün Özbekistan’ın Tacikistan sınırına yakın bir şehri olan Dihnev’in (Denov) batısındaki Hâce Berkûh dağında bulunan Vahşovâr köyündedir.

Hâce Ubeydullah Ahrar Hazretlerinin Kâdı Muhammed adında bir başka halifesi daha vardır. 921 (m. 1515) senesinde Semerkand’da vefat eden ve kabri Hâce Ahrar haziresinde bulunan bu zât ile Hâce Muhammed Zâhid Vahşovârî son zamanlarda birbirine karıştırılarak Kâdı Muhammed Zâhid diye bir isim ortaya çıkarılmıştır. Hâce Ahrar’ın Hâce Mevlânâ Kâdı isminde bir başka halîfesi daha vardır ki Bâbür Şah’ın üstadı olup 903 (m. 1498) senesinde Andican’da idam edilmiştir.

Hâce Ahrâr’ın başka bir halifesi olup 905 (m. 1500) senesinde vefat ederek hocasının haziresine defnolunan Mir Abdülevvel hazretleri, üstadının hayatını ve sohbetlerini Mesmuat adıyla Farsça bir kitap hâline getirmiştir. Bazı kütüphanelerde sırtına sehven Mesmuat-ı Mevlânâ Kâdı Muhammed Zâhid yazılı olduğu için Hâce Ahrar’ın diğer halîfelerinden Kâdı Muhammed veya Muhammed Zâhid’e ait olduğu zannedilir. Hatta el-Hadaiku’l-Verdiyye müellifi de buna itimaden ismini yanlış yazmıştır.

Muhammed Zahid el-Kevseri, Hakikat Kitabevi tarafından bastırılan İrgâmü’l-Merîd kitabında diyor ki: Nefaisü’s-Sanihat’ın hamişinde müellifin kendi yazısıyla söyle yazdığını görmüştüm: Bazıları er-Reşahat’ta adı geçen Kadı Muhammed’in Mevlana Muhammed Zahid olduğunu ve lakabının kadı olması onu zahidlikle lakaplanmasına ters düşmeyeceğini zannetmişlerdir. Halbuki vaziyet böyle olmayıp onlar birbirinden ayrı iki şahıstır. Bunların halifeleri ile beraber terceme-i halleri Nesematü’l-Kuds ve Makamatu’d-Dehbidiyye ve sairede ayrı ayrı anlatılmıştır.

Haşim Kişmî, Nesemâtü’l-kuds, s. 316-319;

Bedreddîn Sirhindî, Hazarâtü’l-kuds, I, vr. 192a-199b;

Hârizmî, Silsile-i Nakşbendiyye, vr. 158b-159a;

Muhammed Fazlullah, Umdetü’l-makāmât, s. 82-83;

Lâhûrî, Hazînetü’l-asfiyâ, I, 602-3; Muhammed Emîn Mergînânî, Tezkiretü’l-etkıyâ, Özb. FAŞE Ktp., nr. 9037, vr. 136a-137a;

Muhammed Murâd Kazânî Minzelevî, Nefâisü’s-sânihât fî tezyîli’l-bâkıyâti’s-sâlihât (Reşahât’ın Arapça tercümesi kenarında), Mekke 1307/1890, s. 4-6;

Nâsıruddîn Buhârî, Tuhfetü’z-zâirîn, s. 63;

Muhammed Hasan Nakşbendî Müceddidî, Hâlât-ı Meşâih-i Nakşbendiyye-i Müceddidiyye, s. 126-127;

Kevserî, İrgâmu’l-merîd, s. 66-67;

Muhammed Nûrbahş Tevekkülî, Tezkire-i Meşâih-i Nakşbendiyye, s. 158-9;

Hadîkatü'l-Evliyâ; s.86;

Reşehât Zeyli; s.5;

Hadâikü'l-Verdiyye; s.174;

Silsiletü'l-Ârifîn, Süleymâniye Kütüphânesi, Hacı Mahmûd Bölümü, No: 2830;

Persian Literatüre, c.2, s.966.


27 Ağustos 2026 Perşembe