Ekrem Buğra Ekinci, 1987’de Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajı yaptı.

Ankara’da başladığı kariyerini İstanbul’da sürdürdü.
Doktorasını 1996’da İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Türkiye ve Daily Sabah gazetelerinde yazmaktadır.
Devam
 
Aktüel Makaleler


17.09.2008 - HAREMAĞALARI
Harem ve haremağaları, Osmanlı hayatının en enteresan mevzuları olarak görülmüştür. Erkek sineğin bile giremediği haremin disiplinini haremağaları temin ederdi. Bu sayede sarayda altı asır boyunca en ufak bir skandala rastlanmamıştır.

10.09.2008 - DERYANIN ÜZERİNE KURULAN CÂMİ
Büyük Türk denizcisi Kılıç Ali Paşa, namını sürdürmek için bir câmi yaptırmak istedi. Sultan III. Murad’ın huzuruna çıkıp arzusunu bildirdi. Padişah latife olsun diye, “Sen deryalar serdarısın. Var git câmini deryaya kur!” deyince Kılıç Ali Paşa tarihte bir ilki gerçekleştirdi.

3.09.2008 - ŞAMANLIK BİR DİN Mİ?
Eski Türklerin hangi dine mensup olduğunu kime sorsanız, alacağınız cevap umumiyetle Şamanlıktır. Halbuki Şamanlık bir din değildir. Her dinde görülebilecek bir tabiatüstü kuvvetler sistemidir.

27.08.2008 - ZAFERİN SIRRI HAKANA HÜRMETTE GİZLİ
Eski Türkler her zaman geleneklere hürmetkârdır. Bu prensip, asırlarca hem devletleri, hem cemiyetleri ayakta ve hayatta tutmuştur. Bu zamanlardan kalma nice hükümler, Türkler Müslüman olduktan sonra da tesirini devam ettirmiştir. Selçuklu, hatta Osmanlı devlet idaresinde bile, eski Türk devlet geleneğinin mühim izleri görülür.

20.08.2008 - TAHRAN'IN GÜÇ SEVDASI
Osmanlı, Türkistan ve Hindistan imparatorlukları ile asırlarca mücadele eden İran, bugün de teknolojik ve siyasî manevralarla Orta Doğu’da bir güç olma hayali içerisinde. Ancak bu biraz zor görünüyor.

13.08.2008 - BANKA KREDİLERİNE OSMANLI MUAMELESİ
Yerli sermayeli ilk banka Emniyet Sandığı adı altında 1863’te Midhat Paşa’nın teşebbüsü ile kuruldu. Ancak şer’î hukuka göre faizli muameleler meşru değildi. Bu sebeple “muamele satışı” denilen bir usul ile borç alma işlemleri akde bağlanırdı.

6.08.2008 - TIMARLI SİPAHİDEN KÖY AĞASINA
Eskiden toprak ile ordu arasında mühim bir irtibat vardı. Toprak gelirleri askerlere tahsis edilirdi. Böylece hükûmet, askerî harcamaların çoğunu dolaylı yoldan karşılardı. Bu, hem vergi toplama masrafını azaltır; hem de “ordunun özelleştirilmesi” gibi bir vaziyet doğururdu.

30.07.2008 - YAYA KALDIN TATAR AĞASI
Osmanlıları üç kıtada altı asır yaşatan âmillerden birisi de süratli ve muntazam bir haberleşme usulüne sahip oluşudur. Posta tatarları, imparatorluğun bir ucundan öteki ucuna yılmadan haber ulaştırır, yol boyu menzillerde at değiştirir; bulamazsa valinin ahırından bile at çekip alabilirdi.

23.07.2008 - KIRILMA NOKTASI: İKİNCİ MEŞRUTİYET
Bundan tam 100 yıl önce bugün, saray meşrutiyet ilanına mecbur edilmişti. Meclis toplanmış, 23 Temmuz hürriyet bayramı günü olmuştu. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’nde rejim değişti. İktidar, ordu ile bürokrasiye geçti.

16.07.2008 - ESNAF OLMAK KOLAY DEĞİLDİ
Vaktiyle her isteyen dükkân açamazdı. Her şehirdeki esnafın sayısı mahduttu. Çıraklıktan yetişip, kalfa ve usta olmadan dükkân açmak hayaldi. Osmanlı cemiyetinde esnafın mühim ve itibarlı bir mevkii vardı. Esnaf ve sanatkârlar, icabında cemiyete yön verebilen bir baskı grubuydu.

<<  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 >>